AFGANİSTAN PARÇALANIR MI? / İSMAİL CENGİZ

Dünyanın en önemli stratejik yollarından biri olan Afganistan bulunduğu konum itibariyle, Türkistan coğrafyasının güvenliği açısından mevcut toprak bütünlüğünü koruması gerektiğini öncelikle vurgulamalıyız. Bu vurgulama, Afganistan’ın parçalanmasının bölgenin barış ve huzurunu da olumsuz etkileyeceğine işaret etmektedir.
Hatta Afganistan’ın parçalanması ihtimalini gören ABD’li iki uzman C. Malkasian ve K. Weston ABD yönetimini, Afganistan’ın “Kuzey Afganistan” ve “Güney Afganistan” olarak ikiye bölünebileceği konusunda uyardıkları, bu tehlikenin bertaraf edilmesi için de Afganistan asker ve polislerinin küçük timler halinde eğitilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak yapılan yaklaşık 150 milyar dolar harcamaya rağmen ABD, bölgeden çekilmek ve ülkeyi Taliban’a terk etmek zorunda kalmıştır.

1992 yılında Özbek General Dostum, “Güney Türkistan” da denilen Kuzey Afganistan bölgesinde 12 vilayet üzerinde Taciklerle birlikte hakimiyetini tesis ettiğinde, Afganistan’da Irak’ta Kürdistan Özerk Bölge Yönetimi tarzında bir “bölgesel yapılanma” olma ihtimali vardı. Kuzey bölgesinin kontrolünde Türklerin yanı sıra. Tacikler de etkin konumdaydı. “Kuzey İttifakı” adı verilen birlikteliğe İran, Rusya, Tacikistan ve Hindistan destek vermekteydi. Ancak daha sonraki aylarda silahlı muhalif gruplar arasında çıkan “çıkar çatışmaları” sonucu “Kuzey İttifakı”da dağılmış oldu.
O günlerde Türklerin eline geçen “imkan” ve “fırsatlar”da maalesef değerlendirilemedi. Muhtemelen İngiltere ve Amerika’nın devreye girmesi ve Rusya’nın da onayı ile Afganistan’ın kuzeyinde Dostum’un liderliğinde “özerk bir yönetim” kurulmasına izin verilmedi.
Gen. Dostum ve diğer Afganistanlı liderlere her türlü desteği veren “Ankara”, yine kuvvetle muhtemeldir ki, Londra ve Washington’un “ricası” doğrultusunda hareket etmek durumunda kaldı. Bu arada Dostum ve diğer liderlere maddi yardım vermeyi sürdüren “Türkiye”, Afganistan’ın parçalanmasına yönelik girişimlere ve Hazara, Özbek ve Türkmenlerin hatta Taciklerin topyekun ayaklanmasını teşvik edecek oluşumlara da destek olmamış, Azad Bey Kerimi gibi liderlerin şüpheli ölümlerine de ses çıkarmamıştır.
1919-1929 yılları arasında Kral Emanullah zamanında Afganistan’da idari, askeri, tıbbi yapılanma alanlarında başlatılan çağdaşlaşma hamlesine destek veren Türkiye, Memduh Şevket Esendal’ın Kabil Büyükelçisi olduğu 1933-1941 döneminde ilişkilerde en parlak dönemi yaşamıştır. Ancak Atatürk’ün ölümü sonrasında diğer meselelerde olduğu gibi, Afganistan konusunda da Türkiye geri çekilmek durumunda kalmıştır.
Uzun yıllar bölgede bulunan Amerikalı Malkasian ve Weston adlı uzmanlar, ABD’nin, ülkenin bölünmesinin önüne geçmek için Afganistan’da yerel güçlere destek vermesi gerektiğini söylerken; Amerikalı Büyükelçi Robert Blackwill ise, “Afganistan’ın Amerikan menfaatleri gereği bölünmesi gerektiğini” savunmaktadır. Blackwill’e göre Taliban’ın, Peştun olan güney Afganistan’ın kontrolünü eline alması kaçınılmazdır. Blacwill, ABD Taliban’ın Amerikan hava kuvvetleri ve özel güçleri kullanarak Kuzey ve Batı Afganistan’a girmesini engellenmesi gerektiğini ifade etmekteydi. Blackwill açıkça “bölelim” demese de söylediği bu noktaya çıkmaktadır ve öyle de anlaşılmaktadır. Zaten Blacwill’e dikkat çeken Malkasian ve Weston’da eski diplomatın Afganistan’ın bölünmesini savunduğunu yazmaktadırlar. (Ümit Özdağ, “Afganistan’da mı Parçalanacak?”, 26 Nisan 2012, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü)
Ancak Afganistan ile yakından ilgilenen İngiltere, Rusya ve en son 150 milyar dolar harcayan Amerika da bölgede fazla tutunamamış ve geri çekilmek durumunda kalmışlardır.
5,5 Milyon kilometrekareden oluşan Türkistan coğrafyasının Batı ayağı özgürleşirken, doğusunun Çin işgalinde ve güneyinin ise Peştunların kontrolünde olması, Türkistan birliği önünde iki önemli engeldi.
Afganistan’ın kuzeyinde kurulacak “Güney Türkistan Özerk Yönetimi”, hem Rusya’nın hem de Çin’in milli çıkarlarına uygun değildi. Bölgede kurulacak “Türk ağırlıklı bölgesel yönetim”, Çin için güvenlik tehdidi iken, Rusya için ise okyanusa inen yolun tıkanması demekti.
Amerikan Savunma Bakan yardımcısı Dov Zakheim’da Foreign Policy adlı web sitesinde yazdığı makalede ABD ordusunun Afganistan’dan çekilmesinden sonra Kuzey Afganistan’daki Özbek, Türkmen, Kazak ve Tacikler ile bu bölgeye yani Güney Afganistan’a hakim olacak olan Taliban yönetimindeki Peştunlar arasında bir savaş tartışmasından ve Afganistan’ın bölünmesi ihtimalinden söz etmiştir. Zakheim ayrıca böyle bir iç savaşta 1990’larda olduğu gibi Pakistan’ın Taliban ve Peştunları, Hindistan’ın ise Kuzey ittifakını destekleyeceğini kaydetmektedir. (Ümit Özdağ, “Afganistan’da mı Parçalanacak?”, 26 Nisan 2012, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü)
Ancak ABD, Afganistan’da beklenildiği gibi direniş göstermedi. Aynı şekilde geçmişte “Kuzey İttifakı”nı oluşturan güçler de ABD’nin çekilmesiyle Taliban karşısında direniş gösterme imkanları kalmadı. Dostum’un direniş göstermeksizin çekilmesi, muhalif Tacik güçlerinin de kısa sürede teslim bayrağını çekmeleri ile halkın Taliban’a karşı direniş gösterme ihtimali de ortadan kalkmış oldu. Başka bir ifadeyle hem Amerika’nın hem de muhalif liderlerin Afganistan halkı için tam bir hayal kırıklığı oluşturduğunu söylemeliyim.
Ayrıca şu noktayı da belirtmeliyim. ABD, “küresel lider” olmayı sürdürmek istiyorsa, “yükselen Çin tehlikesi” karşısında Orta Asya’da, Afganistan’da kalmak zorunda olduğunun farkında. Yalnız Çin değil, Rusya ve İran’ı da kontrol altında tutmak için bölgede etkisini sürdürmek zorunda olduğunun farkında. Özellikle Pentagon, 3ncü Dünya savaşı hazırlıkları için bölgede kalmak istiyor. ABD’nin bölgede kalma görüşünü destekleyen iki faktör daha var. Afganistan ABD’nin yeni silahlarını deneme alanı. Ve bir de savaş durduğunda işsiz kalacak ABD ordusunun düşeceği amaçsızlık… (Aydın Nurhan, “Trump’ın İkircikli Halleri, Afganistan İçin Çıkış Yolları”, 14 Şubat 2025)
ABD, Taliban’ın özellikle Özbeklere ve Hazaralara olan düşmanca yaklaşımını fırsata dönüşmek isteyecektir. Şahsi kanaatim, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Zakheim ile aynı. ABD, Taliban’ı parçalayacak, geçmişteki “Kuzey İttifakı” güçlerini sahaya sürecek ve ülkeyi en azından ya iki parçaya bölmeye çalışacak ya da ülkede Kuzey Irak’taki gibi Türklerin ve Taciklerin birlikteliğinde ülkenin kuzeyinde “özerk yönetim” kuracaktır.
Afganistan’da bir başka senaryo ise olayların kendi akışına bırakılarak, gelişmelere göre müdahale edilmesidir. “…Eğer olaylar kendi akışına bırakılır ise olacak iki şey var: Ya Türkiye dost Pakistan ile farklı tarafı destekleyerek tarihi dostluğunu bozacak ve Hindistan ile taraf olacaktır ya da Pakistan’ı küstürmemek adına 1990’larda yaptığı gibi seyredecek ve Özbek, Türkmen, Kazakların ezilmesine seyirci kalacaktır.”
“Oysa Afganistan’da var olan ve Taliban’ın dahi saygı gösterdiği bir Türkiye’nin Afganistan’ın bölünmesini engelleyebilme ihtimali daha yüksek olacaktır.” (Ümit Özdağ, “Afganistan’da mı Parçalanacak?”, 26 Nisan 2012, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü)
Türkiye’deki mevcut iktidarın Taliban rejimine uzak olmaması, iki ülke ilişkilerini kolaylaştıracak bir unsurdur. Ancak Taliban rejiminin de Türkiye kamuoyunu rahatlatıcı davranışlarda bulunması, bölgedeki Türk soylulara olan yaklaşımını değiştirmesi gerekir. Özellikle Türkiye’de Afganistan’ın parçalanmasını isteyen ve toplumda karşılığı olmayan birkaç Özbeğin sosyal medyadan sürdürdükleri tahriklere aldanmamak gerekir. Afganistan’daki Özbek kardeşlerimize zarar veren bu “sorumsuzlar” yüzünden Taliban yönetimi de ülkede Özbek Türklerine ve Hazaralar’a zarar verilmesinin önüne geçmesi gerekir. Yazının başlığında belirtildiği üzere “Afganistan parçalanır mı?” sorusunu daha ne cevaplayabilmek için fotoğrafı daha yakından görmek hatta fotoğrafın içine girmek yani Afganistan’ı, Afganistan halkını daha yakından tanımak gerekir. Aslında Afganistan parçalanırsa, bu durumun daha çok kimin çıkarlarına uygun olacağını görürsek, ona göre daha net bir değerlendirmede bulunabiliriz. Bunun için de fotoğrafı daha yakından görmek, yani Afganistan’ı dolaşmak gerekir. Taliban yönetimi böyle bir imkan hazırlar mı göreceğiz.
19/20.06.2026, İstanbul,



