Köşe Yazarları

BİR TUTUKLUNUN KARISI /        Aysel Yenidoğanay

sdr

                                                       

            Bu konu hakkında yazmayacaktım ama sosyal medyada o kadar hızla yayılan “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” tviti üzerine yazma gereği duydum.

         Tvitin ardından linç girişimi başladı: “Kocası Silivri’de kadın tatilde.”    

            Beni en çok üzen de kadınların yaptığı yorumlar. Kadın kadının yurdu olması gerekirken resmen kurt olup saldırıya geçmişler.

            Buradaki sorun kadının kendisi değil aslında; asıl sorun bir adamın karısı olmak. Kendi kimliği, kişiliği, mesleği ve toplumdaki yeri yok sayılıyor. Odak noktası kocası. Koca hapisteyken kadın tüm kimliklerinden arınıp, çıkacağı güne kadar dizini kırıp evinde oturacak.

Bu nasıl bir kafa yapısı?   

Kadınlar, bu sözüm size; siyasilerin kadın eşleri üzerinden yapılan belden aşağı söylemler tüm kadınları aşağılar.

Egemen erkin belden aşağı vurma nedeni kadınları değersizleştirmektir. Bazı ülkelerde olduğu gibi kadını köleleştirmektir. Sizler bir siyasinin karısının hedef alındığını zannedersiniz ama tüm kadınlar hedef tahtasına konulmuştur, farkında değilsiniz.

Başa dönelim; bir kadının kocası hapiste ve hakkında hüküm bile verilmemiş. (Siyasi olup olmaması önemli değil. Sıradan bir vatandaşta olabilir.) Ne zaman çıkacağı da belli değil. Bu durumda kadın ne yapmalı?

Kadın öncelikle günlük hayatına devam edebilmesi için güçlü olmalı. İşine dört elle sarılmalı. Yemek, uyku gibi doğal ihtiyaçların yanı sıra sosyal aktivitelere de katılmalı, olanağı varsa tatile de gidebilmeli. Hele ki bu kadın iş sahibi veya işe giden biriyse, işine devam etmeli. Dışarıda kalan kişi ayakta kalma mücadelesinde başarılı olursa, hapiste olan kişi mutlu olur.

Eskilerin çok güzel bir deyimi var “eşekten düşenin halinden, eşekten düşen anlar.”

Demem o ki; herkes kendi hayatına baksın sonra başkalarını yargılamaya kalksın!

Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitirelim sözü:

 “İlk gözgöze geldiğimiz günkü elbiseni çıkar sandıktan,
giyin, kuşan,
benze bahar ağaçlarına…
Hapisten
mektubun içinde yolladığım karanfili tak saçlarına,
kaldır öpülesi çizgilerle kırışık beyaz, geniş alnını,
böyle bir günde yılgın ve kederli değil,
ne münasebet,
böyle bir günde bir isyan bayrağı gibi güzel olmalı
Nâzım Hikmet’in kadını…”

Yazar

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu