Anayasamız ve Sendikacılığımız Nasıldır? / Aytekin Ertuğrul
Sendika olsun dernekler olsun veya devlet kurumları olsun hepsi T.C. Anayasamızdan kaynağını alarak çalışmak ve hizmet etmek zorundadırlar. Bu temel ilkede anlaşamazsak gerisini yazamayız ve konuşamayız. Yazımıza Anayasamızın ilk cümlesi ile başlayalım. Bu Anayasamızın ilk cümlesini bilmeyen Türk vatandaşlarının sayısını bilmiyorum ama % olarak epeyce yüksek olduğu anlaşılıyor.
Anayasa başlangıç birinci cümlesi aynen şudur:
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Bir de Anayasamızın 5. Maddesi. Vardır. Devletin amaç ve görevleri: Bu madde ise şudur:
Anayasa Madde 5: Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır
Bir de 81. Ve 103. Maddelerinde yemin metinleri vardır. Bu metinlerin de birinci cümleleri şudur:
Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
- Önemi: Bu yemin, milletvekilinin görevine resmi olarak başlaması için zorunlu bir şarttır. Yemin etmeyen milletvekilleri, milletvekili haklarından (yasama dokunulmazlığı vb.) yararlanamazlar.
- İlgili Hükümler: 81. madde kapsamındaki metin, aynı zamanda Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların ant içme töreninde de kullanılır.
Görülüyor ki Anayasamız devletin varlığını ve bağımsızlığını korumayı TBM^de yer alan Tüm partilere ve tüm milletvekillerine ortak görev olarak müşterek yeninle vermiştir.
Şimdi gelelim Atatürk’ün bize verdiği direktife: Hepimiz bu direktifi çok iyi biliyoruz. Ama yeri gelmişken bir kere daha yazalım:
- Bugünkü savaşmalarımızın gayesi tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın bütünü ise ancak mali bağımsızlıkla mümkündür. Mali bağımsızlığın korunması için İLK ŞART bütçenin ekonomik bünye ile orantılı ve DENK olmasıdır.
- Milli paranın kudretini beynelmilel buhrana karşı masun bulundurmak başlıca gayemizdir. Atatürk
Atatürk Cumhuriyetimizi ilelebet muhafaza ve müdafaa görevini, verirken İLK ve tek ŞART da koşmuştur. Bu gün yaşadığımız acıların, dramların, kadın cinayetlerinin, iş kazalarının vs. hepsinin sebebi 14 Mayıs 1950 tarihinden bu yana Atatürk’ün direktifini ve bize ilk şart olarak verdiği DENK bütçeyi bir kenara koymuş olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Bunu ben mi söylüyorum. Bakalım kim söylüyor?
- Enflasyon politikası, iktidarın daha ilk yıllarından itibaren iktisadi bünyeyi süratle takatinden düşürerek 1952 yılının son baharı başlarında, memleketi tam manasıyla iflasa sürüklemiştir. Kelimeyi tartarak kullanıyoruz.
- Bütçe açığı, bir milleti, rutubetin bir binayı çökertmesi gibi yok eder. İsmet İnönü
Her ikisi de Allah’ın yüce rahmetine kavuştular. Onlara Allah rahmetini esirgemesin. Ama göz göre göre iki ulu kurucumuz tarafından yasaklanmış bulunan Açık bütçeleri yapanlara sürdürülenlere, Türk Milletini tam manasıyla iflasa sürükleyenlere ne diyelim. “ ONLAR NE YAPTIKLARINI DAHİ BİLMİ,YORLAR”(*)
(*) İsa Peygamberin söz sözü


