Köşe Yazarları

NATO ZİRVESİ YENİ SÜPRİZLERE GEBE Mİ? / İsmail Cengiz

Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini ve askeri gücünü sürekli güncelleyerek geliştirmesi, NATO içinde “avantajlı ülke” olmasını sağlıyor.

32 ülkenin katılımı ile Ankara ‘da gerçekleştirilecek “NATO buluşması”, yeni nesil savaş teknolojisine en hazırlıklı ülke olan Türkiye’yi sadece örgüt içerisinde değil, hem AB nezdinde hem ABD nezdinde “vazgeçilmez ortak” olmayı adeta zorunlu kılmakta…

Özellikle Trump’un NATO ve AB hakkında olumsuz söylemleri ve NATO’dan çıkma tehditleri ve Rusya karşısında hem Ukrayna’yı hem AB ülkelerini yalnız bırakması, NATO üye ülkelerini Türkiye’ye daha fazla yakınlaştırmıştır.

Türkiye’nin konvansiyonel savunma ve savaş konseptinde kaydettiği ilerleme ve çevresine verdiği güven ABD’nin ister istemez Türkiye’ye daha fazla yakınlaşması zorunluluğunu ortaya koymuştur.

Trump’un NATO toplantısı bahanesiyle Ankara’ya verdiği “zorunlu önemin”, yeni gelişmelerin habercisi olduğunu ortaya koymakta.

İsrail Dışişleri Bakanı’nın “gözlemci” sıfatıyla NATO toplantısına katılma talebinin Türkiye’nin isteği ile ret edilmesi aynı şekilde Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın Ankara’ya davet edilmesi ve zirve öncesi Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik samimi yakınlaşma, ayrıca Irak, Suriye, Gürcistan, Ürdün, Lübnan, BAE, Yemen ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Türkiye’ye duydukları “güven”; aynı şekilde Pakistan, Kore, Malezya, Endonezya ve Çin gibi ülkelerle her alanda kurulan siyasi ve ticari bağlantılar hem NATO’yu hem de AB’yi tedirgin etmişe benziyor.

“…Abd & İsrail / İran savaşında Abd’nin zor durumda kalması, Rusya- Ukrayna aralarındaki savaşın Avrupa’ya sıçrama korkusu, yakın dönemde olmasa da gelecekte Çin’in öngörülemez tehlikeleri, Türkiye’nin Ortadoğu, Asya – Pasifik ekseninde bir oluşumda yer alma veya kendi oluşumunu tamamlama ihtimali”; gazeteci Ahmet Çelik’in de ifade ettiği üzere NATO’nun Türkiye’ye muhtaç olduğunu ortaya koymaktadır.

Bütün bunların dışında;

İsrail’in ABD ile birlikte kural tanımayan üstten bakışı ve sömürgecilik anlayışı

ABD’nin dengesiz hegemonik yapısı

BM ve Uluslararası Adalet Divanı’nın işlevsiz kalışı

Gibi durumlar, NATO’nun revize edilerek güncellenmesini gerekli kılmaktadır.

            Şüphesiz her ülkenin kendi ajandası var. NATO 3.0 konsepti içinde; ortak savunma sanayi projelerinin geliştirilmesi sağlanarak NATO’nun caydırıcılık gücünün artırılması hedefleniyor. “NATO’nun askeri yükünü ve NATO’ya yönelik tehditleri ön cephede omuzlayan” Türkiye’nin NATO içinde merkezi bir güvenlik statüsünde konumlandırılması düşünülüyor. Çünkü Türkiye NATO içerisinde hem Rusya ile hem ABD ile diyalog kurabilen tek ülke konumunda.          

Ayrıca Çin’in her alanda amansız yükselişini, önümüzdeki yıllar için Batı’nın önündeki en büyük tehdit olarak ortaya çıkacağı ihtimalini de hatırlatmak gerekir. NATO, AB ve ABD bu “sarı tehlike” karşısında şimdiden önlemlerini almak durumundadır. Bu nedenledir ki; bütün öngörüler, planlamalar Türkiye’yi bütün güç dengelerinin tam ortasına yerleştirmekte.

Bu arada bölgede “lider ülke” konumu ve oluşumunu büyük ölçüde tamamlayan Türkiye’nin NATO ittifakından ayrılma ihtimalinin olması gerçekten de AB ülkelerini tedirgin etmekte.

Bu ihtimalin ortadan kaldırılması için Türkiye’ye tavizler verilecek mi, sırtı sıvazlanacak mı, gönlü alınacak mı? Hep beraber göreceğiz. Bütün bu ihtimaller, varsayım ve tedirginliklerin, NATO Ankara zirvesinde Türkiye’yi daha kazançlı çıkacağını düşünüyorum.

6 Temmuz 2026, İstanbul

Yazar

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu