Boşanmada Velayet Esasları! / Av. Zuhal Konan Dilki

Boşanma davalarının şüphesiz en hassas, hukuki ve psikolojik açıdan en çok dikkat gerektiren konusu ortak çocukların velayetidir. Eşlerin evlilik birliğini sonlandırma kararı almasıyla birlikte, ergin olmayan çocukların gelecekteki yaşam düzeni, eğitim, sağlık ve barınma gibi temel haklarının yönetimi hukuki bir zemine oturtulmak zorundadır. Bu yazımızda, boşanma davalarında velayetin kime ve hangi kriterlere göre verildiğini, uygulamadaki en önemli yasal esaslarla ele alıyoruz.
1. En Üstün İlke: Çocuğun Üstün Yararı
Türk aile hukuku ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler uyarınca, velayet uyuşmazlıklarında hakimin dikkate alacağı ilk ve en üstün kriter **”çocuğun üstün yararı”**dır. Anne veya babanın kişisel isteklerinden ziyade, çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki ve psikolojik gelişimi için en sağlıklı ortamın neresi olacağı tespit edilir. Hakim bu tespiti yaparken uzman pedagog ve psikologlardan oluşan aile mahkemesi uzman heyetinin raporlarından yararlanır.
2. Yaş Kriteri ve Anne Şefkatinin Önceliği
Yargıtay yerleşik içtihatlarında, çocukların yaş gruplarına göre velayet konusunda belirli karineler geliştirmiştir:
Bebeklik ve Küçük Yaş Grubu (0-6 Yaş): Bu yaş dönemindeki çocukların anne bakım ve şefkatine mutlak ihtiyacı olduğu kabul edilir. Annenin hayat tarzı çocuğun sağlığına doğrudan ve somut bir tehlike oluşturmadığı sürece, maddi durumu zayıf olsa dahi velayet anneye verilir. Maddi yetersizlik velayetin alınması için tek başına bir sebep değildir; bu durum iştirak nafakası ile dengelenir.
Okul Çağı Grubu (7-12 Yaş): Bu dönemde çocuğun alıştığı çevre, eğitim hayatının sürekliliği ve kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi (kardeşlerin bağlılığı) ön plana çıkar.
İdrak Çağı (12 Yaş ve Üzeri): Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, kendisini ifade edebilecek olgunluğa erişen çocukların velayet konusunda görüşü mutlaka alınır. Hakim, uzman eşliğinde çocuğu bizzat dinler ve çocuğun tercihini (üstün yararına aykırı bir durum yoksa) büyük oranda karara esas alır.
3. Velayeti Etkileyen ve Etkilemeyen Unsurlar
Uygulamada en çok karıştırılan hususlardan biri, boşanmaya sebep olan olayların doğrudan velayeti de etkileyeceği düşüncesidir. Oysa ki:
Sadakatsizlik (Aldatma): Bir eşin sadakatsiz davranması boşanma davasında ağır kusur sayılsa da, bu durum onun iyi bir anne veya baba olduğu gerçeğini tek başına ortadan kaldırmaz. Aldatma, çocuğun ahlaki gelişimini doğrudan olumsuz etkileyecek şekilde çocuğun gözü önünde yaşanmıyorsa, velayetin belirlenmesinde doğrudan bir engel teşkil etmez.
Ekonomik Durum: Taraflardan birinin gelirinin olmaması veya diğerine göre çok daha az olması velayetin kaybedilmesine yol açmaz. Ekonomik güç, nafaka yükümlülüğü ile çözülür; asıl olan sevgi, şefkat ve stabil bir barınma ortamıdır.
Sonuç olarak; boşanma süreci eşler arasında gerçekleşen bir hukuki ayrılık olup, ebeveynlik sıfatını sona erdirmez. Velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı kutsaldır ve engellenemez. Önemli olan, bu zorlu geçiş sürecinde çocuğun en az zararla ve en güvenli şekilde hayatına devam edebileceği ortamı yasal güvence altına almaktır.
Avukat Zuhal Konan Dilki

