ANKARA / Tamer Abuşoğlu

Ankara sadece bir şehir değil. Salt bir şehir olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyan. Bütün Türk şehirlerinin esin ve ilham kaynağı.
Cumhuriyet devletini gururla taçlandıran. Anadolu’da kurulan son Türk devletinin kurucu önderini bağırına basan, Siyasal kıblemiz Ankaramız.
Manasıyla manalandığımız. Varlık nedenimizin ses bulmuş hali. Kendini bu kutlu coğrafyaya ait hisseden her bireyin üzerinde ittifak ettiği cazibe ve çekim merkezi.
Türkler için Ankara nasıl bir anlam taşıyorsa. Diğer ülkelerin baş şehirleri de o ülkelerin yurttaşları için benzer anlamlar taşırlar.
Fransızlar için Paris, Almanlar için Berlin, İtalyanlar için Roma, İngilizler için Londra, İspanyollar için Madrid. Ülkelerinin adıyla özdeştir. Kimi zaman Berlin denilir Almanya için, kimi zaman İspanya için Madrid. Kimi zaman Londra denilince kendiliğinden gelir zihinlere Britanya Krallığı.
İsmiyle müsemma bu ülkelerin baş şehirlerine değil, küfür ve aşağılama en küçük bir saygısızlık edemezsiniz.
Teşebbüste bulunduğunuz her türlü olumsuz söz ve eylem ulusal devlete ve onun halkına yapılmış sayılır. Ve siz bir kenara not edilir, vakti geldiğinde ise cezalandırılırsınız.
Hele hele bahse konu böylesi akıl dışı bu aykırılık söz konusu ülkenin parlamentosunda gerçekleşiyorsa vay halinize.
Ancak Türkiye hariç. Çünkü Türkiye istisnai bir ülke.
Geçtiğimiz haftalar içinde demokrasimizin mabedinde terör örgütünün legal uzantısı olan partinin, kandil atamalı, İmralı onaylı sözüm ona milletvekili Sırrı Sakık yine yaptı yapacağını.
Genel kurul salonunda mikrofonu eline geçirdiğinde farklı bir ruh haline bürünen bu zevat, yine salyası heyecanına karışan bir pozisyonda “Ankaranız batsın sizin” deyiverdi.
Bu şizofren halin kendini kamufle eden alt yapısında nasıl bir kin ve nefret biriktirmiş ki, bu düşmanlık hissi diline vurmuş.
Bu durum Sırrı Sakık’ın ilk vukuatı değil. Görünüş o ki bu gidişatı trene bakar gibi izleyenler var oldukça son da olmayacak.
Ki, Türk halkını sabır testine sokan, bu yüce milletin sinir uçlarıyla oynayarak onu varlık ve yokluk arasındaki o en ölümcül imtihana tabi tutan sadece Sırrı Sakık değil.
Aynı gruba bağlı diğer milletvekilleri de aldıkları emir ve talimatlar doğrultusunda, sırasıyla ve adeta ağzılarıyla sıçıyorlar.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin parti grubunda Türkiye’yi şok eden o talihsiz çıkışıyla başlayan mekik diplomasisini anımsayalım.
Kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin görevden azledilmiş başkanı Ahmet Türk, salt bir yurttaş olmanın ötesinde hiç bir sıfatı olmadığı halde, resmi ve yetkili bir siyasal figür gibi TBMM’de fink atıyordu.
Yine böylesi bir siyasal tur çıkışında Ahmet Türk’ün “Önce halkı hazırlamak lazım” sözlerini sarf ettiği kapı MHP’dir. Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve aynı karede buluştuğu kişi ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’dir.
Evet, o gün sarf edilen o lakırtıyı Türkiye atladı. Ancak atlamayan, her sözü ve eylemi filtreleyerek depolayan bir zihin var.
Sırrı Sakık’a ve yunan generalleri gibi sarf ettiği düşmanca tavrına Turhan Çömez’den başka karşı cevap gelmedi.
Sanki mesele sadece İyi Parti’nin ve Turhan Çömez’in şahsi al – ver çelişkisiymiş gibi. Cumhuriyetle, Ankara Başkentli Milli Devlet’le ve Misak-ı Milli’yle bir hazım sorunu olmayan her siyasal partinin anında müdahale etmesi gereken bu gibi maskaralıklara, oy hesabı yapmak gibi küçük çıkar muhasebesi o partileri büyütmez, tersine yerin dibine sokar.
“Kürt oyları” diyerek hak ettiğinin çok ötesinde anlam yüklediğiniz ve şımarttığınız bu kesimden oy alacağınızı mı zannediyorsunuz ?
Kaldı ki, DEM Kürt asıllı Türklerin tamamını temsil etmiyor. Bir diğer bakışla bu etnikçi ve tehlikeli oyunun siyasal yansımasında kürt asıllıların DEM’le mesafesini koruduğunu gösteriyor.
Ayrımsız bütün siyasal partiler için.
SON SÖZ: Kürt oyları hesabıyla Kürt asıllı Türk yurttaşlarına mı sırıtıyorsunuz ? Yoksa ırkçı terör örgütüne ve onun parlamentodaki güdümlü uzantılarına mı sempatik görünmeye çalışıyorsunuz?


