‘Göçebe’ Türkleri küçümsemek için kullanılan kavram. / Yusuf Hoşfikirer

Türkleri kötülemek için yıllardır kullanılan kavramlardan biri “göçebe” kavramıdır.
Ancak burada bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yapılan büyük bir kavram hatası vardır.
Türkler rastgele dolaşan, düzensiz yaşayan, yurtsuz topluluklar değil; “konargöçer” bir milletti.
Bu fark son derece önemlidir.
Çünkü “göçebe” kelimesi bugün çoğu insanda; plansız, başıboş, medeniyet kuramamış topluluklar gibi yanlış bir algı oluşturur.
Oysa “konargöçerlik” bambaşka bir yaşam modelidir.
Konargöçer Türk toplulukları; mevsime, iklime, su kaynaklarına, otlak düzenine, hayvancılık ekonomisine ve güvenliğe göre hareket eden yüksek organizasyonlu bir bozkır medeniydi.
Yaylakları belliydi. Kışlakları belliydi. Oba düzenleri vardı. Boy teşkilatları vardı. Töreleri vardı. Askerî disiplinleri vardı. Devlet gelenekleri vardı.
Yani ortada düzensizlik değil; bozkır şartlarına göre kurulmuş çok güçlü bir yaşam sistemi bulunuyordu.
Bugün modern şehirlerde yaşayan birçok insan için birkaç günlük elektrik kesintisi bile büyük sorun olurken;
Türkler dünyanın en sert coğrafyalarından biri olan Orta Asya bozkırlarında yalnızca yaşamayı değil, büyük devletler kurmayı başardı.
Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve daha nice Türk devletleri; işte bu konargöçer bozkır kültürünün içinden çıktı.
Prof. Ahmet Taşağıl hocanın özellikle vurguladığı nokta da tam olarak budur.
Türkleri “ilkel göçebe” diye tanımlamak, bozkır medeniyetini anlamamaktır.
Çünkü Türkler; atlı savaş sistemi geliştirmiş, kıtalar arası hareket kabiliyeti oluşturmuş, güçlü askerî teşkilatlar kurmuş, töreyle yönetilen devlet yapıları meydana getirmiştir.
Bozkır hayatı sanıldığı gibi geri kalmışlık değil; dayanıklılık, hareket kabiliyeti, strateji, teşkilatlanma ve hayatta kalma zekâsı gerektiriyordu.
Bozkır; zayıf toplumları değil, güçlü olanları ayakta tutardı.
Türk milleti de tam bu şartların içinde yoğruldu.
Bu nedenle Türk tarihine bakarken; bugünün konforlu şehir hayatıyla değil, o çağın sert doğa şartlarıyla düşünmek gerekir.
Çünkü mesele sadece yaşamak değildi.
Mesele; bozkırın içinden devlet, ordu, töre ve medeniyet çıkarabilmekti.
Türk milletinin büyüklüğü de tam burada başlar.



