Ermenilerin Zerdüştlükten Çaldığı Bayram

Son günlerde Ermeni sosyal medyasında, kadim Zerdüşt kültürüne ait olan ve insanların birbirini suyla ıslatması esasına dayanan bayramın “Vardavar” adı altında sahiplenilmesine dair görüntüler oldukça yaygınlaştı. Ermeniler, bu bayramın sözde kendilerinin kadim tanrıçası Astğik ile bağlantılı olduğunu ve hem putperestlik hem de Hristiyanlık döneminden günümüze ulaştığını iddia ediyorlar.
Bu durum oldukça gülünçtür.
Kadim bir tarihi olmayan; Hindistan’ın Madras ve Kalküta bölgelerinden ilk olarak Emir Timur, ardından da Rus çarlarının desteğiyle günümüz İran’ına, daha sonra ise Kafkasya ve Anadolu coğrafyasına gelen bu çingenelerin nasıl bir “tarihi bayramı” olabilir? Bütün dünya bilim insanlarının ve hatta Ermenilerin kendi akademisyenlerinin de doğruladığı üzere; Çingene Ermenilerin herkesten kültür, toprak ve tarih çaldığı defalarca kanıtlanmıştır. Nitekim kadim Zerdüşt kültürünün bir parçası olan Tirgān bayramını Ermenileştirmekten de utanmıyorlar.
Ermeni kültürü, bu kadim pagan ayinini benimseyerek kendi Hristiyan kilise takvimine (İsa’nın Başkalaşımı / Transfigürasyon gününe) uyarlamıştır. Ancak gerçek tarih, bu gelenek ve ritüellerin Zerdüştlere ait olduğunu ve günümüz İran coğrafyasında yayıldığını açıkça doğrulamaktadır.
Kadim dinler uzmanı Albert de Jong; Londra Üniversitesinden Prof. M. Boyce çok ciltli “Zerdüştlük Tarihi” adlı eserinde; İran dilleri ve kadim dinleri üzerine tanınmış İngiliz-Rus doğubilimci, Cambridge Üniversitesi Profesörü Ilya Gershevitch; Columbia Üniversitesi Profesörü ve ünlü *”Encyclopædia Iranica”*nın kurucusu Ehsan Yarshater; Harvard Üniversitesinin Ermeni ve Yakın Doğu Araştırmaları Profesörü James Russell; Bergen Üniversitesinden din tarihi profesörü ve modern Zerdüştlük araştırmalarının önde gelen isimlerinden Michael Stausberg ve adını sayabileceğimiz yüzlerce bilim insanı, bu bayramın kadim Zerdüştlere ait Tirgān olduğunu ve Ermenilerin oluşturduğu Vardavar’ın bir hırsızlıktan ibaret bulunduğunu doğrulamaktadır.
Zerdüşt takvimine göre her ayın günlerinin özel isimleri vardı. Ayın 13. günü “Tir” günü olarak adlandırılırdı. Yılın 4. ayı da “Tir” ayıydı. Tir ayının Tir günü (yani isimlerin denk geldiği gün), büyük bir coşkuyla Tirgān Bayramı olarak kutlanırdı.
Bu gün hakkında Avesta kitabında; su ve bereket tanrısı Tiştriya’nın, kuraklık ve kıtlık gücü olan Apaoşa’yı mağlup ettiği ve Tanrı’ya şükranlarını sunmak adına herkesin sokağa çıkıp birbirini suyla ıslatması gerektiği yazılıdır.
Ab-pashan olarak adlandırılan bu geleneğe göre insanlar; yaz sıcağında kuraklığı defetmek, bereket dilemek ve serinlemek amacıyla sokaklarda ve nehir kenarlarında birbirlerinin üzerine su atarlar.
Bu gelenek daha sonra Yakın Doğu ve Hint-Avrupa halkları arasında geniş bir şekilde yayılmıştır. Söz konusu ritüel farklı halkların kültürüne de dahil olmuş; Slavlar arasında İvan Kupala, Tayland, Laos, Myanmar ve Kamboçya’da Songkran adını almıştır. Kadim Yunanlarda ise “Taşkın Festivali” adıyla tanınmaktaydı.
Ermeni tarih yazımı ve kültür politikası, özellikle son iki yüzyılda milli kimliklerini bölgesel olarak daha kadim ve köklü göstermek amacıyla bölgedeki mevcut kültürel mirası, Kafkas Albanyası’na ait Hristiyan anıtlarını, bölgesel müzikleri ve mutfağı hızla Ermenileştirmeye ve kendi adlarına tescillemeye çalışmaktadır.
Sistemli bir kültürü olmayan halklar, yaşadıkları coğrafyada bulunan diğer halkların kültürünü, müziğini, mutfağını ve mimarisini çok hızlı bir şekilde benimserler. Ermeniler de tam olarak bu şekilde davranmakta, gözlerimizin önünde Zerdüştlüğe ait bir kültürü çalarak kendilerine mal etmektedirler.
Prof. Dr. Zaur Aliyev
Kaynak: türklerinköksesi adlı facebok sitesinden alıntıdır. Ulviye Merdankızı



