ABB’nin SS’leri Kasap dükkanına döndürdü garibanların fakirhanelerini… / Reha Ören

Bu siyasetçilerin tekmilinin hamuru aynı piştikleri fırınlar farklı…
Siyasi partileri de batsın “Halka hizmet”, “Millete hizmet için geldik” gibi kavanozlanmış konserve sloganları da…
Adanalıların bu aralar ne gündüzü belli ne gecesi.
***
ABB (Adana Büyükşehir Belediyesi)’nin SS leri uyuzdan beter etti milleti.
Sabah uyan kaşın, öğle üzeri siesta vakti kaşın, çalışırken kaşın, uyumak zaten mümkün değil, arada bir gözlerin kapansa bile kaşın…
Gece, gündüz millet hatır hatır kaşınmada. Bu kaşınmadan dolayı hastane koridorlarına gidenlerin sayısı da hayli yoğunlukta.
Özellikle fakir fukara semtlerinde arada bir araç geçiyor halkla dalga geçir gibi fakir osuruğu misali arkasından bir şeyler püskürtüyor. Sonra belediyenin etkili ve yetkilileri utanıp sıkılmadan basın bülteni ile sivrisinekle mücadele ettik diyor/diyebiliyorlar!
El insaf ya hu!
Utanmaya yüz gerek.
Bunlarda o kadar çok yüz var ki utanacak yüze ne hacet?
Ne sıktıkları da belli değil.
Bu bir yana kafaları o kadar çalışmıyor ki gecenin bir vaktinde sıktıkları her ne ise havada uçuyor sivrisinekler de dahil olmak üzre bilumum haşerat evlerin içine doluyor.
Bunların kafaları da embesil misali ancak bu kadar çalışıyor!
Logarlar ana karargâh
Bu kafaları çok iyi çalışan etkili ve yetkililer logarlardan deve boyunlarını kaldırdıkları için logarlar doğrudan cadde ve sokaklara bağlanıyorlar.
Ehh Adana’yı sarıp sarmalayan lağım kokusu bir yana sivrisinekler için de ana yumurtlama karargâhı görevi görüyorlar.
ABB yetkilileri tutturmuşlar Özgür Özel mi, Kemal Kılıçdaroğlu mu? Başka partiden olsalar ne yazar. Birkaç yıl evvel de “Bilge lider” teraneleri dinlemedik mi?
Onlar millete, bunlar halka hizmette örnek oldular!
Lafı başta yazdık ya hamurları aynı, piştikleri fırınlarda farklı…
Bunlara oy verip yalakalık yapanlar da uyuz gibi kaşınarak yaşamak zorunda kaldılar…

***
ABB sayesinde kimyager de olduk!
Allah bunlardan razı olsun!
İktidar sayesinde evde rakı yapmayı da ekmek yapmayı da öğrendik.
Bu halkçı geçinen gardırop solcuları sayesinde de evde haşerat ilacı nasıl yapılır bir o kalmıştı onu da belledik…
Evlerde yakmadığımız kahve, tüttürmediğimiz ot, karanfilli yağ, tarçın çubuğu, zakkum kökü, biberiye ruhu, defne yaprağı dahil elimize ne geçerse tütsülemeye başladık.
Nafile!
ABB’nin SS’lerini Hitler’in komutanları eğitmiş sanki!
Skorsky helikopteri gibi pervasızca uçuyorlar. Sonra taarruz faslındalar. Sabaha kadar tepemizde vantilatör dönse de süvari beygiri gibiyiz. Pervanenin rüzgarının değmediği her bölge açık taarruz alanı…
O olmadı, bu olmadı, tütsülenmekten evler kiliseye döndü. Bahur kokusu ile kaşınarak o uhreviyata ermenin mümkünatı kalmadı.
Evde sıktığımız ve dahi sürdüğümüz insektisitler yüzünden yaşadığımız alerjik durumları Sağlık Ocağı’ndaki Aile Hekimlerinin bile akılları almaz oldu. Bir kısmı çareyi halkı hastaneye sevk etmekte buldu.
Çareyi kasap dükkanlarında takılan mor lamba almakta arayanlar da sükutu hayale uğradılar. Meğer o mor ışıklar sineklerin tekmilini üzerine çekermiş. Çekermiş de S’ lerden kurtulmak isteyeni daha bir cezbedermiş.
Hasılı kelam o da çözüm değil.
***
Sayelerinde Organik besleniyoruz!
Gariban takımının keyifi ne ola ya bir iki bardak çay ya da arada bir evde yapılan bir iki kadeh rakı.
Bu halkçı YeCeHePeliler halkı bunlardan da mahrum ettiler.
Mevsimi ya iki dilim kavun biraz beyaz peynir, iki duble rakı içeyim” demeye fırsat bulamadan SS’ler ve kara sinekler meye ve mezeye öyle bir çullanıyorlar ki mecburen arada bir sinek omurgasını istemeden de olsa yutuyorsun. Sonra ‘organik beslendim” diye kendinle dalga geçerek beyin mastürbasyonu yapmak zorunda kalıyorsun!
Ya sonra…
Sonra gelsin halkı bu zulme reva görenlerin gelmişlerine geçmişlerine rahmet faslı!
Rahmet mi, lanet mi, varsın o da okurla benim aramda kalsın…
***
Yalanın bini bir para
Şu ya da bu nedenle sözüm ona halkın iradesi olan Zeydan karalar yerine geçen Güngör Geçer de beyanat sıralamasında evvel Allah Karalar’dan aşahta kalmadı.
Logarları hiçe sayıp, sinek ihalesini yapıp yapmadıklarını saklayıp, hangi ilacın ne kadar kullanılacağını kimselerin bilmelerini istemeyip, hızını alamadı ve “Sarıçam deresini temizleyerek Adana’yı sinekten kurtaracağız” beyanatını patlatıverdi.
***
Yerel basın ne diyor?
Yerel Basın ne diyor? Sorusuna son zamanlarda yanıt bulmak genelevde bakire aramaya benzedi.
Yerel basın ne diyecek?
Örtülü ya da örtüsüz aldığı ödenek kadar sütun şişirip, sayfa dolduracak.
Salya sümük yılışıklıkla methiyelerini manşetten aktaracak!
Parayı aldığı için de ağzına verilen düdüğü çalacak…
Adana’da ABB’nin amansız bir takipçisi var. Rıfat Yalçın Söylemez.
Zaman zaman yazdıklarını okurum.
ABB’nin SS’leri konusunda neler yazmış birlikte okuyalım:
“Adanalıları canından bezdiren sineğin kaynağını “ANKARA KUŞU” adlı sosyal medya hesabı ortaya çıkardı. Adana neden sineğe mahkûm bırakılmış? sorusunun yanıtını da öğrenmiş olduk. Çevre Koruma Daire Başkanı ve şube müdürü sinekle mücadele ve çevre sağlığı yerine bakın nelerle uğraşıyormuş! Bu arada Adana Büyükşehir Belediyesi vektörle mücadelede kullanılacak ilaç alımı sözleşmesini 16 Haziran’da imzalamış.”
…
“BUNLARDA HİÇ UTANMA KALMAMIŞ!
Sinek sorununu çözemeyen Adana Büyükşehir sonunda suçluyu açıkladı. Sivrisinek istilasının sorumlusu Adana Halkı.”
…
“Adana bu yaz sineğe teslim. Larva döneminde ilaçlama yapılmadı…Bu yıl için ilaç ihalesi yeni yapıldı henüz onaylanmadı… Yeni ilaçlarla sinek mücadelesi en erken temmuz ayında başlar. Anlamadığım 400 kişilik ekiple hangi ilacı sıkıyorsunuz. Çıkın insanlara gerçeği söyleyin, algıdan-yalandan gerçekten hiç utanmıyor musunuz? Madem stoklarınızda ilaç vardı neden larva mücadelesini zamanında yapmadınız?”
…
Bu kadar yeter. Anlaya çok, anlamayana ABB’nin SS’leri bile saz!
…
Sahi, ben bunları kim için ve ne için yazıyorum?
‘Poli’ ve ‘tika’ dan oluşan politika, çok yüzlü demek değil mi?
Bu SS’ler onları da halk gibi dabazlıktan uyuzluğa terfi edecek kadar dağlamadıktan sonra, belediye önünde orkestra bile çaldırsan az…
Reha Ören



