Kurtuluş Savaşında İlk Kurşun…/ Abdurrahman Uygur

Ülkeler herhangi bir şekilde başka devletler tarafından işgal edilirse çok normal olarak işgal edilen ülke insanları vatanlarını korumak için bir karşı mücadele gösterecek ve burada silahlar devreye girecektir. Böylece savaşın başlaması ile birlikte elbette bir ilk kurşun özellikle ülkesini korumak isteyen ülkenin askeri veya sivil güçleri tarafından atılacaktır. Bu durum kaçınılmaz bir olaydır.
Burada Türkiye Cumhuriyeti kurulmazdan önce ülkeyi istila ve paylaşım yapmak isteyen emperyalist ülkeler (İngiltere, Almanya, Fransa. İtalya ) 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı hanedanlığı döneminde MONDROS MÜTAREKESİNİ imzalamış ve emperyal devletler kendileri ile birlikte hareket etmesini sağlamış oldukları Yunan ve Ermeni’lerle birlikte paylaşım planlarını uygulamaya koymuşlardır.
Ali Çetinkaya’nın Milli Mücadele dönemi hatıraları adlı eserinde 5 sayfada “ ….. İtalya’nın İzmir’de menafii olduğu malum idi. İşte Llod George, Clemencau, Wilson bu ihtimali nazarı dikkate alarak İzmir’in hemen işgali için Venizelos’a lâzım gelen emir verildi” diyerek , ayrıca yine aynı eserde “ 22 Temmuz 1921 tarihli New York Times Gazetesi, Wilson’un hayat-ı hususiyesine ait tefrikada aynen şu malumatı vermiştir.
“ İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali 1919 senesi ilkbaharında bizim müsaademiz üzerine olmuştur. Yunanlıların İzmir’e asker ihraç etmelerine İngiltere, Fransa ve Amerika tarafından müştereken müsaade edildi” şeklinde beyanı ile de bu ülkeye kimlerin nasıl yaklaştıkları da ortaya konmuş olmaktadır.
DÖRTYOL ilçesi bu tarihte Cebeli Bereket sancağına bağlı bir ilçe olarak bulunmaktadır. Fransızların mütareke sonrası İskenderun limanından asker çıkarması ve akabinde Ermeni’leri de asker kıyafeti ile bölgeye getirmişlerdir. Dörtyol’da yapılan işgal ve zulümler artık dayanılmaz duruma gelmiş ve en nihayet Daha önceden bilinmeyen ancak 1991 yılında GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINA yapılan müracaata 29 Ocak 1992 tarih ve 3214-4-92 sayılı yazıları ile “ Uzman raporu ve konuyla ilgili Başbakanlık yayınlarının tetkiki neticesinde, Birinci dünya savaşından sonra galip devletlerin yurdumuzda ilk işgal ettiği yerlerin İskenderun ve Dörtyol olduğu, bu düşmana karşı ilk direniş hareketlerinin yine bu bölgede başladığı buna bağlı olarak da ilk silahlı direniş hareketinin de 19 Aralık 1918’de Dörtyol ilçesi Kara kese köyünde gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.” Denilerek ilk kurşun ’un Milli Mücadele döneminin başlangıç noktası olarak DÖRTYOL , yine İlgi yazının ekinde bulunan uzman raporunun son paragrafında “ Ancak, kurtuluş savaşımızın bu ilk silahlı direnişinde ilk kurşun’un MEHMET KARA tarafından atıldığına ilişkin, gerek incelenen arşiv belgelerinde ve gerekse Başbakanlık yayınlarında herhangi bir kayda rastlanılmadığı tespit edilmiştir.” Denilerek de resmi olarak Mehmet Kara için bir kayıt bulunamamıştır diye bilgi verilmiştir. Ancak İlçede o dönemler anlatılırken ilk kurşunu atan kişinin Mehmet Kara olduğu ifade edilmiştir.
Burada bizim önemle üzerinde durmamız gereken ise İlk kurşunu kimin attığı değil KUVVAY-İ MİLLİYE hareketinin başlamasına vesile olan olayı aydınlatmaktır.
Şu anda bilindiği üzere İlk Kurşunun İzmir’de Hasan Tahsin (Osman Nevres) tarafından atıldığı ve buna ilişkin tarihi kayıtların oluşmuş olduğu da bilinen bir gerçektir. Ancak; esas Hasan Tahsin ise aslen 1899 Diyarbakır doğumlu 34. P.Alay 1.Tb.2. Bl takım komutanı (1336-P.132) sicil nolu Teğmen Hasan Tahsin’in şehadeti sonrası bu isim Osman Nevres’e verilmiştir. Bu konuda İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından 1972 yılında Zeynel Kozanoğlu (bu kişi de İzmir gazeteciler cemiyeti üyesi gazeteci) tarafında yazılmış olan “ANIT ADAM- OSMAN NEVRES “HASANA TAHSİN” isimli eserinin 24. Sahifesinde “ Nevres Recep kendisine temin edilen silahçı Hasan Tahsin Bey’in pasaportu ile Bükreş’e gitti” denilerek Hasan Tahsin isminin gerçeği olan kişi de çarpıtılarak yazılmıştır.
Eğer İlk kurşun İzmir’de Hasan Tahsin tarafından atıldı ise;
Erdoğan SORGUÇ tarafından yazılan “İzmir’in işgali ve sözde ilk kurşun”isimli eserde “Gazi, NUTUK’ta “ İzmir’in Yunanlılarca işgali üzerine açık ve net olarak ne demişti?” Yunan ordusu dairei işgalini tevsi ederken, Ayvalığa’da asker çıkardı. Ali Bey (Çetinkaya) , bu yunan kuvvetine karşı , 28 Mayıs 1919 ‘da muharebeye girişti. BU tarihe kadar Yunan kıtaatı hiçbir tarafta mukabele görmemişti.” Diyerek te 15 Mayıs 1919 tarihinde herhangi bir kurşun atılma olayının olmadığını belirtmiştir. Eğer olsa idi zaten ATATÜRK onu da söylemeden geçmeyecekti.
Atatürk’ün Nutuk’ta bahsettiği yukarıdaki durum için Ali ÇETİNKAYA’NIN MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ HATIRALARI aslı eserinde yine Nutuk kaynak olarak;
Yunan ordusu işgal alanını genişletirken, Ayvalık’a da asker çıkardı. Ali Bey, bu Yunan kuvvetine karşı 28 Mayıs 1919 da savaşa girişti. Bu tarihe kadar, Yunan birlikleri hiçbir yerde ateşle karşılık görmemişti. Aksine, bazı şehir ve kasabalar halkı korkutulmuş, İstanbul Hükümeti’nin emirlerine uyarak idare amirleri başta olmak üzere , Yunan birliklerini özel Heyetlerle karşılamışlardı. Ali Bey’in Ayvalık bölgesinde muharebe cephesi kurması üzerine, yavaş yavaş Soma’da, Akhisar’da, Salihli’de milli cepheler oluşmaya başlamıştı. (Nutuk 1927)
Şeklinde geniş ifadesi belirtilmiştir.
Yine aynı eserin 229- 232. Sayfasında “Hasan Tahsin’in işgal günü Yunan askerine ateş etmesi gibi bir olayın olmadığı, o gün görev başında olan komutanların askeri mahkeme de alınan ifadeleri ile de kat’i yet kazanmıştır” denilmektedir. Burada 17.Kolordu komutanı Ali Nadir Paşa(25 Ekim 1336 (1920) tarihli, 17. Kolordu Erkanı Harbiye Reisi V.Kur.Bnb.Mahmut oğlu Abdulhamit Bey 23 Teşrinievvel 1336(1920) tarihli ifadesinde, 56. Tüm. Komutanı Hürrem Bey’in 08 Teşrinisani 1336 (1920) tarihli, 17 Kolordu Serbaytarı Veteriner Yb.Emin Bey’în 10 Teşrinisani 1336 (1920) , Veteriner Yb. Ahmet Vefik Bey’in ve Kur.Yüzb.Nazmi Bey’în ifadelerinde Hasan Tahsin’in veya bir başkasının İzmir’de Yunan’a kurşun attığına dair bir ifade söz konusu değildir.
Ali Çetinkaya’nın adı geçen eserinin 10 sayfasında ise “ Yunan efsunları ve bir iki Rum haşaratı da yerlere yatarak silahsız ve müdafaasız olan halk üzerine ateş ederek birçoklarını şehit etti ve her tarafta katl ve yağmaya başlandı. İslâma husumette Gladston’un kötü ruhunu temsil eden Boxton biraderleri, Bükreş’te bir fedai olarak yaralayan Selanikli Tahsin bu ilk şüheda kafilesi meyanında idi.” Denilerek de burada Türk tarafından hiçbir şekilde kurşun atılmadığı belirtilmektedir.
Yine burada şehit edilenler arasında “ … Sevk esnasında (Yunan vapurlarına) keza “Zito Venizelos” diye bağırmamış olan Ahz-ı Asker Reisi Miralay Süleyman Fethi bey ve Kolordu sertabibi Miralay Şükrü Beyler gibi birçok kıymetli ve fedakâr zabitlerimiz katl ve şehit edilmişlerdi” denilmektedir.
Yine bu konuyla ilgili olarak Kâzım Özalp’ın “MİLLİ MÜCADELE 1919-1922” adlı eserinde 11. Sahifesinde ;
Yunanlılar İzmir’e çıkar çıkmaz etrafa tecavüze başlamışlar ve yerli Rumların da iştirakiyle geniş ölçüde katil ve yağmacılık yapmışlardı. Şehir içerisinde çarpışmalar olmuş, subaylar, askerler ve halktan birçoğu şehit edilmişler ve bu arada evvelce “Bakston” lara Romanya’da suikast teşebbüsünde bulunan Hasan Tahsin Recep bey, ve sair tanınmış bazı kimseler de nefslerini ve milli şereflerini müdafaa ederken şehit olmuşlardı. Bütün millet öldürülme, dövülme ve işkence ile tahkir edilmişti. Kumandanlar, memurlar, subaylar ve halk sokaklarda elleri yukarı doğru kaldırılarak “Zito Venizelos” diye zorla bağırtılmış ve bağırmayanlar süngülenerek şehit edilmişlerdi. Kolordu Ahzı Asker Reisi Miralay Süleyman Fethi bey de bu tarzda şehit edilenler arasındaydı.
Şeklinde olay gününü anlatmış ve hiçbir şekilde kurşun atılmasından bahsetmemiştir.
Ayrıca BEHİÇ ERKİN’İN “HATIRAT 1876-1958” adlı Türk Tarih kurumu tarafından yayımlanan eserinin 273. Sahifesinde ;
“ İstanbul Mebusan meclisi’ne intihap olunarak gelen Ali Bey (Ali Çetinkaya), Rauf Bey ve arkadaşlarının kendisine “ Milli Mücadele’ye muvazi olarak kurdukları “felah” grubuna muariz olan ve Yunalılara karşı İzmir havalisinde ilk kurşun’u atan sensin; şimdi nasıl bizim cepheye muarız olursun?” sualine karşı, “ Ben dahiliye nazırı Ali Kemal Bey’in emriyle arrım” diyen Ali Bey, İzmir’de İzmir’de İstiklal mahkemesi reisi, Ankara ve Eskişehir’de en evvel İngilizlere karşı vaziyet alan ve Milli Mücadele bayrağını açan Ali Fuat Cebesoy’da İzmir’de mevkuf.”……
Şeklinde yazarak o dönemin hiçbir komutanının 28 Mayıs 1919 dan önce Yunan’a karşı kurşun atılmamış olduğu net olarak Gerek bölgede bulunan gerekse olayları bilen komutanlar ifade edilen olay konusunda bir beyanları yokken, İzmir’de ilk kurşun diye 15 Mayıs 1919 da sıkılmış bir mermi hadisesinin zuhur etmediği netlik kazanmaktadır.
İzmir için Yunan’ın işgalinde isminin öne çıkması gereken bir kişi varsa bana göre bu kişinin
MERHUM MİRALAY SÜLEYMAN FETHİ BEY olması gerekmektedir.
Şimdi tekrar Erdoğan Sorguç’un kitabında ;
24 Mayıs 1919 tarihli ikdam gazetesinde
26 Mayıs 1919 tarihli Tasviri efkar gazetesinde
15 Mayıs 1920 tarihli ikdam gazetesinde
15 Mayıs 1921 tarihli İleri gazetesinde
15 Mayıs 1923 tarihli ileri gazetesinde
Hasan Tahsin ile ilgili ilk kurşuna ait bir yazının olmadığı ancak 28 Mayıs 1919 da Ayvalık’ta ilk kurşun ve yine 30 Mayıs 1919 günü Ödemiş Hacı İlyas’ta (köyü) (şimdiki ismi: ilk kurşun) Yunan’a ilk kurşunun atılmış olduğu kayıtlarda mevcut olup, Oysa 19 Aralık 1918 günü (yaklaşık İzmir’den 5 ay önce) Dörtyol’da Fransız askerlerine atılan TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULMASINDA MİLLİ MÜCADELENİN İLK KURŞUNU olduğu da yukarıda belirtilen Genel Kurmay yazısında tespit edilmiştir. Ayrıca Milli Mücadele döneminde Yunan askerine karşı örgütlü halk direnişi Ali Orhan (İlk kurşun) bey’in birliği tarafından karşı konulmuştur. Bu da o bölgenin tarihine İlkkurşun savaşı olarak geçmiştir.
Şimdi yine Zeynel Kozanoğlu’nun Anıt Adam isimli kitabının 37. Sayfasında;
… Gazeteler ve kitaplar başlığı altında;
Hasan Tahsin Recep bey, İzmir’in işgali günü, Yunan askerine ilk kurşunu sıkmıştır. Bu, aynı zamanda İstiklal savaşımızı başlatan İLK KURŞUNDUR. ( Oysa İstiklal savaşı 31 Ekim 1918 tarihinde MONDROS MÜTAREKESİ hemen sonrasında özellikle Güneyde Kuvvayi Milliye hareketi başlamıştır. Adana ve çevresinde adına Kaç-Kaç denilen halkın mukavemeti başlamıştır. Dolayısı ile de İlk kurşun 19 Aralık 1918 de DÖRTYOL’DA Kara Mehmet çavuş tarafından sıkılmıştır.)
… böylesine büyük değer taşıyan bu “altın kurşun’un sahibi, kokusuz insan gazeteci Hasan Tahsin Recep bey ölümüne gözünü kırpmadan giderek ölümsüzlüğe erişmiştir” denilmiş ve akabinde 15 Mayıs 1920 tarihli İkdam Gazetesi örnek verilmiştir.
Yine Anıt adam kitabına dönelim ve “İstanbul’da yayımlanan Tasvir-i efkar gazetesinin 26 Mayıs 1919 tarihli nüshasında ;
“ Hasan Tahsin Recep Bey’in bir resmi yayımlanmış ve Hasan Tahsin Recep Bey merhum yazılmıştır.
Oysa Erdoğan Sorguç’un İzmir’in işgali adlı eserinin 22-23 sayfalarında;
Önce Atatürk’ün NUTUK’ta,
“Yunan ordusu daire-i işgalini tevsi ederken, Ayvalığa asker çıkardı. Ali Bey (Çetinkaya) bu yunan kuvvetine karşı, 28 mayıs 1919 da muharebeye girişti. Bu tarihe kadar, yunan kıtaatı hiçbir tarafta ateşle mukabele görmemişti” diyor.
Daha sonra yukarıda da belirtilmiş olan gazetelerde İlk Kurşun’un Hasan Tahsin tarafından atıldığı yazmıyor ancak “ Başta Süleyman Fethi bey olmak üzere diğer şehitler arasında onun da (Hasan Tahsin) olduğunu yazıyor.
Bu konuda da 24 Mayıs 1919 tarihli İkdam Gazetesinde;
İzmir’in işgaliyle ilgili bir haber yer almış ve “ şehit edilenler hakkında Ahzı Asker Reisi Fethi, Hukuk’u beşer sahibi Hasan Tahsin Recep, Tüccardan bakırcı zade Hafız Sabri, otuzu aşkın yüksek rütbeli zabitan şehit edilmiştir” denilmiştir.
Oysa Anıt Adam kitabının 24. Sayfasında ; “ İsviçre’de bulunduğu günlerden birinde arkadaşı Hamza Osman Bey’e Londra’ya gideceğini ve avam kamarasını havaya uçuracağını söyledi” ve akabinde “İzmir’den bir mektupla arkadaşlarına haber vererek orada olduğunu söylemiştir “ Ama buna rağmen Hasan Tahsin Recep Bey’den artık, İzmir’in işgaline kadar arkadaşları hiçbir haber alamadılar” diyerek de konu başka taraflara çekilmiştir..
Yine yukarıda bahsi geçen şehitler ile ilgili; 15 Mayıs 1923 tarihli ileri gazetesinde Başta Süleyman Fethi Bey olmak üzere diğer şehitler arasında Osman Nevres’in (Hasan Tahsin) olduğu da yazılmıştır.
Bu konuyu Miralay Mehmet Arif Bey’in (ayıcı Arif) ANADOLU İNKİLABI isimli eserinde de bahsedilirken yine orada ilk kurşun atılmasından bahsedilmemektedir.
ANIT ADAM isimli kitapta İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından kaynak temini için bir kampanya başlatıldığı ve Cemiyet Başkanı Sabri Süphandağlı’nın da konuşması olarak katılmış olduğu Anakara televizyonunda yayınlandığı belirtilmektedir.
Yine bu konuya biraz olsun açılık getirmesi bakımından Yunan Kuva-yı İşgaliye Kumandanı Miralay Zafiriu’nun İzmir – Emr-i Yevmi’sinde,
“ İşgal münasebetiyle vukua gelen vekayîden sonra asayiş_i umumiye-yi memleket tamamiyle iade olunduğu cihetle bilcümle memurin-i mülkiye, ruhaniye ve ahali-i öeöleketi vazifeleri başına davet ederim. Memleketin işgalinden itibarenilan edilmiş olan idare-i örfiye ahkâmına tevfikan hareket etmelerini ve muhil-i asayiş her türlü harekât-ı tecavüzkâreneden katiyyen kaçınmalarını ahaliye tavsiye ederim. Bile Tefrik-i cins-ü mezhep ufak bir cebre maruz kalacak olan her şahıs, mütecavizin derhal tecziyesi hususunda zaman katbetmeksizin müracaat etmelidir. Her kimin kusuru görülürse bilâ merhamet adalet dairesinde tecziye olunacağından silah taşımamalarını dahi bilhassa ahali-i muhteremiyeye rica ve tavsiye ederim.
Yazılı olarak denilerek de ilk kurşundan bahsedilmemiştir.
Yukarıda belgelere dayalı olarak açıklamaya çalıştığım ilk kurşun’un nerede ve nasıl atılmış olduğuna dair ifadelerin tamamının hem tarihsel olarak hem de icra-i faaliyet olarak İzmir’de Hasan Tahsin değil ( ki 1970 li yıllar öncesinde hiçbir şekilde Türkiye gündeminde yokken ve kim ve kimler tarafından birilerini yükseltmek adına.(!)) DÖRTYOL’da 19 ARALIK 1918 tarihinde Kara Mehmet tarafından atılan ama o tarihlerde bilinmeyen olayın doğrulanması gerekmektedir.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım nedenlere ilaveten İzmir Gazeteciler Cemiyetinin 1972 yılında başlayan ilk kurşun olayınının Hasan Tahsin (Osman Nevres) e maletme çalışması nihayet ortaya çıkmış ve “ANIT ADAM” isimli kitaptaki bazı çelişkileri de buraya yazarak konuyu sonlandırmak istiyorum.
Birincisi (a.g) eserde,
NEDEN DAHA ÖNCE AÇIĞA VURAMADIK başlığı altında
“Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, yakın tarihimizde cereyan etmiş bir takım olayların ve yürütülen faaliyetlerin açığa vurulması ve tartışılması sakıncalı görülmüştür. İşte bu sakıncalı durumdur ki, bu gün diğer bazı memleket çocukları gibi, asıl adı Osman Nevres olan gazeteci Tahsin Recep Bey’inde şahsiyetinin ve diğerlerinin tam manasıyla ortaya çıkarılmaması sonucu doğurmuştur.” Denilerek bir şekilde haklılık ortaya konmak istenmiştir. Oysa bu güne kadar böyle bir kısıtlamanın var olduğunu ben hiçbir yerde okumadım.
Yine adı geçen eserin 44. Sayfasında ;
İLK KURŞUN İLK ŞEHİT başlığı altındaki yazıda Cumhuriyet gazetesinin 19 mayıs 1919 tarihli nüshasına dayanarak;
….. İlk çıkan birlik Albay Zafiros’un kumandasında bir tümendi. Önce bir alay rıhtıma çıkıp saf tuttu. İkinci efsun taburu öncü olarak kokaryalı istikametine yürüdü.
İşte sıradandır ki, ege topraklarında Yunanlılara karşı ilk silah patladı….. Askeri otel denilen bir binadan Hasan Tahsin adında bir genç gazeteci, tabancasını ateşledi ve hemen şehit edildi.” Denilerek ilk kurşun olayına destek aranmış ama önceleri meydanda olduğu söylenen gazeteci daha sonra Otel odasından mermi atıyor ve bina içinde de hemen şehit ediliyor.(!) Oysa şehit edilenlerin tamamı meydan yerinde idiler(!)
Buna göre ATATÜRK’ÜN beyanına da ters düşmektedir.
Yine shf. 45 de
BİR ADAM , BİR İSTİLAYA KARŞI KOYUYOR başlığında;
……. Ali Nadir Paşaların birer kurbanlık koyun gibi Yunan süngüsü altında vapurlara tıkıldıkları korku ve dehşet anında, “eline mavzeri alıp, gelen alçağın üzerine ilk yürüyen bu kalem sahibi centilmen insandı.” Diye yazılmış.
( Yukarıda tabanca denilirken burada mavzer olarak kayıt verilmiş. Ayrıca az önce otel odasından iken bu defa da dışarda ateş edildi denilmektedir.)(!)
Yine adı geçen eserin 48. Sayfasında Özdemir HAZAR isimli ait yazıda;
KURTULUŞ SAVAŞINDA ATILAN İLK KURŞUN olarak yazı başlatılmış ama aslında Kurtuluş savaşında değil İzmir’in yunan işgalinde olması gerekirdi. Burada da konu farklı mecralara götürülmek istenmiş gözükmektedir.
Son olarak Yine Erdoğan SORGUÇ’un İZMİİR’İN İŞGALİ VE SÖZDE İLK KURŞUN isimli eserinde 81-82 sahifesinde Avukat Necdet Öktem’in 1999 yılında yayımlamış olduğu “ İZMİR’İN İŞGALİ” eserinin 173. Sahifesinde;
“….. Kesin olan bir şey daha vardır. “ O da ilk kurşunu Hasan Tahsin atmamıştır. İlk kurşunu Hasan Tahsin’in attığını iddia edenler ve savunanlar hayati bir efsane yaratmaktan başka bir şey yapmamışlardır. Tarihi gerçekler asla ve asla değiştirilemez”
Diyerek konuya son noktayı da koymuş olmaktadır.
Bahsedilen bu kaynak bilgilerine göre ve yapılan karşılaştırmalar çerçevesinde geç olarak ortaya çıkarılmış olsa da ilk kurşun İzmir’de değil bu gün Hatay İl sınırlarında bulunan DÖRTYOL ilçesinde atılmış olduğu ortaya çıkmış ve bunun bundan böyle Türkiye tarihinde bu şekilde yerini alması gerekmektedir.
Durumu bilgilerinize sunarım.
ABDURRAHMAN UYGUR
KIBRIS GAZİSİ- ARAŞTIRMACI
Bu çalışmamı Dörtyol Kaymakamlığı aracılığı ile Milli Savunma Bakanlığına gönderdik ve gelen cevabi yazıda ;
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI (YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ) tarafından aşağıdaki yazı gönderilmiştir.
HİZMETE ÖZEL
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü
HATAY VALİLİĞİNE
İlgi :a) 23.07.2026 tarihli ve E-20977874-492-285809 sayılı yazınız.
b) 66 Sayılı İstiklal Madalyası kanunu
Kıbrıs Gazisi-Araştırmacı Abdurrahman UYGUR’un “Milli Mücadele’de ilk kurşunun nerede atıldığının tespiti ile ilgili belgelerin incelenmesi, tarihi bilgilerin düzeltilmesi ve İlk Kurşunun 15 Mayıs 1919 tarihinde Hasan Tahsin tarafından atılması ile ilgili bilginin doğruluğunun tespitine” ilişkin müracaatın değerlendirilmesi İlgi (a) yazı ile talep edilmiştir.
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile birlikte azizi vatanımızın farklı bölgelerinde işgaller başlamıştır. İşgallere karşı İlk direnişin 19 Aralık 1918 tarihinde Dörtyol ilçesi Karakese köyünde başladığı görülmektedir. Ancak ilgi (b) Kanunun Ek 1’inci maddesi gereğince Milli Mücadele’nin başlangıç tarihi 15 Mayıs 1919 olarak kabul edilmiştir.
Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı Arşivinde yapılan araştırmada; İzmir’de ilk kurşunu atan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte Hukuk-ı Beşer gazetesi sahibi Tahsin Recep Bey’in 15 Mayıs 1919 tarihinde şehit edildiği, İlgi (a) dilekçe ekinde adı geçen Miralay Süleyman Fethi Bey’in ise 15 Mayıs 1919 tarihinde yaralanarak 23 Mayıs 1919 tarihinde hastanede şehit olduğu bilgisine ulaşılmıştır.
Rica ederim
Ramazan TOPER
Hava Tuğgeneral
Bakan a.
Yönetim Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı
Yukarıdaki Bakanlık yazısı Dörtyol Kaymakamlığı tarafından tarafıma aşağıdaki yazı ile bildirilmiştir.
T.C.
DÖRTYOL KAYMAKAMLIĞI
İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü
Sayı : E-34929348-492-23512 20.08.2026
Konu : Dilekçe (Abdurrahman UYGUR)
Sayın Abdurrahman UYGUR
(Toros mah. Şehit Mustafa Özbek Sk.No:12 Bayrak Apt.Kat:4D:10 Çukurova/ADANA)
İlgi :a)09.07.2026 tarihli ve 5550 havale sayılı dilekçe.
b) Hatay Valiliği İl Yazı İşleri Müdürlüğünün 17.08.2026 tarihli ve E-20977874-492-291779
sayılı yazıları.
İlgi (a) sayılı dilekçeniz ile, Milli Mücadelede İlk Kurşunun 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’de Hasan TAHSİN tarafından atıldığı” hususuna ilişkin bilgi ve belgelerin tespit edilmesi talep edilmiş olup, talebiniz 21.07.2026 tarihli ve 285809 sayılı yazımız ile Valiliğimize bildirilmiştir.
Valiliğimizin ilgi (b) sayılı yazıları ile, dilekçenizin Milli Savunma Bakanlığına iletildiği, Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen cevabi yazıda ; 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile birlikte aziz vatanımızın farklı bölgelerinde işgallerin başladığı, işgallere karşı ilk direnişin 19 Aralık 1918 tarihinde Dörtyol İlçesi Karakese köyünde başladığı, ancak 66 Sayılı İstiklal Madalyası kanununun EK 1’inci maddesi gereğince Milli Mücadelenin başlangıcının 15 Mayıs 1919 olarak kabul edildiği belirtilmiş olup, yapılan arşiv araştırması sonucunda İzmir’de ilk kurşunu atan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığı, Hürriyet’i Beşer gazetesi sahibi Tahsin Recep Bey’in 15 Mayıs 1919 tarihinde şehit edildiği, Mülazım Süleyman Seyfi Bey’in ise 15 Mayıs 1919 tarihinde yaralanarak 23 Mayıs 1919 tarihinde hastanede şehit olduğu bilgilerine ulaşıldığı bildirilmiş olup, Milli Savunma Bakanlığı’nın cevabi yazıları ilişikte gönderilmiştir.
Bilgilerinize rica ederim.
Mehmet KEKLİK
Kaymakam
Ek: Cevabi Yazı (01 Sayfa)
Tarafıma bu şekilde yazılar intikal etmiş olup yazıda bütünlük olması adına buraya aslına uygun olarak aktardım.



