MİNAB BİSİKLET KERVANI YOLA ÇIKIYOR…

Kurulduğu günden beri tıpkı bir terör devleti gibi saldırgan tavırlar sergileyen İsrail, ABD’yi de yanına alarak, BOP planı dâhilinde yine ve yeniden tüm Ön Asya coğrafyasını kana bulamaya devam ediyor. İran’ın Hürmüzgan bölgesinde, Minab şehrinde bulunan Şacereh Tayebeh Kız İlkokulu İsrail tarafından 28 Şubat 2026’da acımasızca bombalandı. Bir değil, 40 dakika arayla iki kez bombalandı. Vefat eden kız çocuğu sayısını resmî kaynaklar 165 olarak duyururken, İran Kızılay’ı 201 kişinin öldüğü haberini vermişti. Böyle saldırıları ekseriyetle teröristler yapar. İlk bombalama ‘gel gel bombası’ olarak adlandırılır. Yaralıları kurtarma amaçlı bölgeye gelen siviller tekrardan bombalanır. Biz bu tür saldırıları Türkiye’de de terör örgütünden gördük ve lanetle kınıyoruz…
Biliyor musunuz işin en komik yanı ne? Birleşmiş Milletler ’in ‘Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’ UNESCO, İran’daki bu ilkokul saldırısını kınadı ve Uluslararası Hukukun İhlâli şeklinde tanımladı. Peki, ABD başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler ’deki konuşmasında ne dedi? ‘İran’ı haritadan sileriz, onu yok ederiz’ dedi.
Kurulma amacını savaş karşıtı bir örgüt olarak lanse eden bu örgütte dönen bunca yalan dolana şaşıracak bile gücümüz kalmadı artık. Gazze dâhil, tüm bu soykırımı izlemeyi ve hiçbir şey yapamamayı adeta bir insanlık ayıbı sayıyorduk.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerek jeopolitik gerek ekonomik, konunun neresindedir, kestirememekle beraber, bizler Türk Milleti olarak mazlum halkların ve milletlerin yanında olmayı, geleneksel kültürümüzle harmanlamış bir milletizdir. Bu düşünce geleneklerimize öylesine nüfuz etmiştir ki, hiçbir politik eşikte durmaksızın, hiçbir partiyle ilişkilendirmeden bu böyle olagelmiştir. Türkülerimizde, ozanlarımızın şiirlerinde, köylerimizde, dağlarımızda tepelerimizde, daima mazlumun ve hakkın yanında durmuşuzdur.
Bisiklet İnisiyatifi kurucusu Cengiz Yargıç’ın fikir babalığını üstlendiği ve Minab Direniş Kervanı adını verdiği bu anlamlı kortej,2 etaplı bir yolculuk planladı tüm bu olup bitenlere karşı bir sivil eylem olarak. Toplam 3000km sürecek olan bu yolun 2. Etabı 7 Ekim’de İran’a girişle başlıyor.
İran’da sırasıyla;
1. Gün: Rıza Sınır Kapısı
2. Gün: Khoy → Tebriz
3. Gün: Tebriz → Zanjan
4. Gün: Zanjan → Qazvin
5. Gün: Qazvin → Tahran
6. Gün: Tahran → Kum
7. Gün: Kum → İsfahan
8. Gün: İsfahan → Abade
9. Gün: Abade → Herat
10. Gün: Herat → Sircan
11. Gün: Sircan → Hacıabad
12. Gün: Hacıabad → Bender Abbas
13. Gün: Bender Abbas → Minab’a gidilecek.
Değerli dostlar, ben de bir bisikletçi olarak bugüne kadar pek çok sivil inisiyatif turlarına katılım gösterdim. Ama bu tur şimdiye kadar gördüğüm duyduğum en anlamlı turlardan biridir benim için. Çünkü İran şu an bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Vatanını ve namusunu canları pahasına koruyorlar. Küçücük kız çocuklarının üzerine bombalar yağdıranlar insanlıktan nasibini alamamışlar. Elbette Filistin’i de İran’dan ayrı tutmamak lazımdır. Gazze’de adeta bi çocuk katliamı yaşandı/yaşanıyor…
Arkadaşlarımız bu yola giderken yanlarında Türkiye’deki çocuklardan mektuplar resimler götürecekler Minab’a. Onları İran Kızılay’ı misafir edecekmiş orada. “Sizler bizim çocuklarımız için geliyorsunuz, biz sizi bırakmayız, bizim misafirimizsiniz” demişler.
Bisikletçilerin arka bagaj heybeleri vardır uzun turlara çıkarken. İşte bisikletçilerimiz bu heybelerin yerine bisikletlerinin arkasına okul çantaları asacaklar. O okul çantalarının içinde de buradaki kardeşlerinden mektuplar, resimler ve hediyeler konulacak.
Her bir ayrıntısı ince ince düşünülüp hesaplanmış, son derece naif ve insanî olan bu güzel yolu 25 bisikletçi dostumuz arşınlayacak.
Emperyalizme karşı, İsrail ve ABD’nin son teknoloji konvansiyonel silahlarına ve mühimmatlarına karşı sadece iki pedal ve iki tekerle bir direniş kervanı kurma fikri, en güzel meydan okuma şeklidir. Sadece beden gücüyle ve motorsuz bir araçla direnmek, onların son teknolojisiyle alay etmek ve korku dağlarını yıkmaktır.
İran ve Türkiye, aynı coğrafyayı paylaşan ve aynı kültürel mirasa sahip, gelenekleri olsun misafirperverlikleri olsun birbirine çok benzeyen iki komşu ve kader ortağı ülkelerdir. Her iki ülkede de şehadet, çok derin dinî temelleri ve kutsiyeti olan bir kavramdır. Mehmet Akif Ersoy’un o muhteşem dizelerindeki ‘Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın’ ve ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ sözleri, bu kutsiyeti çok güzel anlatır.
Demir Atlı Süvari adıyla bilinen ve bu tura katılım gösteren dostumuz Ali Öz, katıldığı bir programda; ‘Kim bilir, belki bu yolda başımıza bir iş gelecek, olsun. Biz her şeyi göze aldık’ diyerek, bu duruştan asla taviz vermemiş ve turun anlamını bir kez daha vurgulamıştır.
Dostlarımıza hayırlı yolculuklar diliyorum. Önemli olan varmak değil yolda olmak demiş seyyahın biri.
Bisiklet Direniş Kervanı için, Modern Çağın Seyyahları dersek eminim yanlış bir tanım yapmış olmayız.
Tekerinize taş değmesin canlar!
Güle güle gidin, güle güle gelin…
Çolpan Jale AK



