TÜRK DÜNYASI İÇİN ORTAK TARİH ve ORTAK GELECEK ANALİZİ / İsmail Cengiz

“Bir Tarih, Bir Medeniyet, Bir Müşterek Gelecek!”
Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslar’dan Orta Asya’ya uzanan yaklaşık 12(19) milyon kilometrekarelik Avrasya coğrafyasına yayılmış olan çeşitli boylara, aşiretlere mensup ortak bir geçmişe dayalı kardeş Türk halklarının kardeşlik hukuku gereği ortak bir dile, ortak bir alfabeye, ortak bir güvenliğe ve elbette ortak tarihe ve ortak bir geleceğe de sahip olması gerekir.
Türk Devletlerinin artık bir arada Türk dünyasını içine alan bölgesel ve küresel politikalar üretme zamanı gelmiştir.
Ortak tarihimizden, şanlı mazimizden alacağımız dersler ile Türk dünyasını geçmişten geleceğe taşıyacak “değerler” ve “hedefler” içeren “stratejik planlama” hazırlanmalıdır.
Ortak tarih ve ortak gelecek için en önemli nokta, bizi biz yapan “ortak manevi değerlere, özümüze sahip çıkmak” olmalıdır.
Bu noktadan hareketle her bir Türk Cumhuriyeti, kendi stratejik, jeopolitik konumuna göre kendi geleceği için stratejik planlar hazırlamalı ve bu planlamalar ortak gelecek için yapılandırılmalıdır.
- Çin’in karadan Batı’ya açılan tek kapısının Doğu Türkistan Uygur Bölgesi olduğu;
- İpek Yolu güzergahının Türkistan coğrafyasından geçerek, Anadolu üzerinden Batı’ya ulaştığı
- Enerji koridorunun ve enerji hatlarının Türk coğrafyası üzerinden geçtiği ve
- Rusya Federasyonu, Afganistan ve İran’da Türk halklarının etkin mevcudiyeti
gerçeğinden hareket ile hazırlanacak “ortak planlamalar” şüphesiz Türk Cumhuriyetlerini sağlam temeller üzerinde güvenli geleceğe taşıyacaktır.
Manevi coğrafyamızın temelini oluşturan Türkistan coğrafyasına Anadolu ve Kafkaslar’dan baktığımızda, Türklerin gerçekten de dünya üzerinde önemli bir kavşakta olduğu görülecektir. Çin’in önünü kesen, Rusya’yı dizginleyen ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Avrasya coğrafyası genelde Türklerin kontrolünde olması gereken bir bölgedir. Yeraltı ve yerüstü zengin kaynaklarıyla Avrasya coğrafyası, her bakımdan Türk Dünyasının potansiyel gücüne işaret etmektedir.
Özetlemek gerekirse; Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Macaristan ve Türkiye’nin kendi geleceklerini şekillendirmek için hazırlayacakları stratejik planlamalar “ortak bir akıl” tarafından bir araya getirildiğinde; yani kardeş ülkeler arasında kurulacak yüksek düzeyli stratejik işbirliği ortaklığı inanın yalnız bölgedeki dengeleri değiştirmeyecek, dünyanın dengeleri de alt üst olacaktır. Bunun için Türklerin coğrafyasında oukllarımızda çocuklarımıza, gençlerimize temel eğitim olarak “soydaşlık bilinci” aşılanmalıdır.
Yakın geçmişte yaşadığımız tarihi olaylardan ders ve ibret almak kaydıyla Avrasya coğrafyasında İran, Rusya, Afganistan, Pakistan ile kendi milli çıkarlarımız doğrultusunda oluşturulacak işbirlikleri, bizi güvenli şekilde ortak geleceğe taşımaya vesile olacaktır.
Önemli olan; emperyalist niyet besleyen, sömürgeci zihiniyete sahip “küresel güçler”in kendi çıkarları doğrultusunda Türk Dünyasına, Türkistan coğrafyasına yönelik sinsi kuşatmanın farkında ve şuurunda milli ve akılcı bir duruş sergilemektir… Bu noktada şüphesiz birçok değerlendirme, yöntem, usul, öneri ve çözüm üretilmiş ve üretilmeye de devam edecektir. Ancak şu husus bilinmelidir ki, milli ve akılcı bir duruş sergilemek demek; öze dönmek, geçmişten geleceğe uzanan yolda değerlere sahip çıkmak ve “Türk Dünyası Coğrafyası”nda zengin yeraltı ve yerüstü kaynakların kullanılması, ortak çıkarların belirlenmesi noktasında asgari müştereklerde birlikte hareket etmek, birlikte düşünmek ve en azından birlikte istişare yapmak demektir…
Aynı zamanda Dil’de, İş’de, Fikir’de bir olmanın anlamı olan bu hakikat, Türk dünyası coğrafyasında yapılacak kısa bir gezintiden de anlaşılacaktır…
Prof. Dr. Metin Öztürk’ün ifade ettiği üzere; “Türk Dünyası dediğimiz olgunun temelinde, tarihin süzgecinden geçerken; kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde hareket ediş, kendini bir bütünün ayrılmaz parçası olarak görüş vardır.”“Türkiye’de Türk Dünyasının, Türkistan Cumhuriyetleri’nin geleceğine yönelik milli bir politikanın veya stratejik bir gelecek planlamasının henüz olmadığını” belirten Prof. Dr. Ahat Andican’ın ifadesiyle “ilk aşamada Türkistan Cumhuriyetleri önce kendi aralarında Türkistan Devletler Topluluğu adıyla bir araya gelmeli, ikinci aşamada bu beş Cumhuriyete Azerbaycan da ilave edilerek Avrasya Türk Devletler Topluluğu’nun temelleri atılmalıdır. Türkiye de, Türk Devletler Teşkilatı da bu yönde, buna göre politikalar üretmelidir.”
Bizim de arzumuz, beklentimiz “Türkistan Birleşik Devletleri”nin kurulmasıdır.
Hangi açıdan bakarsak bakalım, hangi tarihi kalıntının altını eşelersek eşeleyelim Türk halkları olarak birlikte ortak geleceğimizi şekillendirmemiz “ortak çıkarlarımız” gereğidir.
“Ortak Geleceğimiz”; Türk dünyasının, Türk halklarının “ortak kaderi”dir…



