Ressam Zeynep Genç İle Söyleşi / Aysel Yenidoğanay

“Resim yaparak yükümü hafifletmeye çalışıyorum.”
Orhan Veli’nin şiirindeki gibi; “ne atom bombası/ne Londra Konferansı/bir elinde cımbız/bir elinde ayna/umurunda mı dünya!” demeyi çok isterdim ama karşımdaki kadına bakınca bunun öyle olmadığını görüyorum. Dünyanın bütün sorunlarını üstlenmeye hazır biri duruyor karşımda.
Bugün dünya gündeminden sıyrılıp, ülkemin aydınlık yüzlü, yürekli kadınlarından biriyle; “resim yaparak yükümü hafifletmeye çalışıyorum” diyen ve birçok karma serginin ardından geçtiğimiz günlerde ilk kişisel sergisini Gümüşlük Sanatevi’nde açan Zeynep Genç ile söyleştik.

A.Y. Sevgili Zeynep, benim iki öykü kitabımın kapak resimlerini sen yaptın. Ben seni tanıyorum; tanımayanlar için Zeynep Genç kimdir?
Z.G. 1962 Ankara doğumluyum. Üç kardeşin en küçüğüyüm. Babamın işi sebebiyle iki yaşında İstanbul’da hayatımıza devam ettik. Okula Oruçgazi ilkokulunda başladım. Orta ve liseyi Çemberlitaş Anadolu lisesinde bitirdim. Ankara’da üniversite kazanmama rağmen maddi olanaksızlardan dolayı gidemedim. Daktilo kursunu bitirip büyük bir ihracat firmasında calışmaya başladım. Yirmi üç yaşında evlendim, iki erkek evladım oldu. On altı yıl eşimin görevi nedeniyle Diyarbakır, Adana ve Edirne‘de yaşadık. Zor geçen bir evliliği on altı yıl sonra bitirdim. Çocuklarımla beraber mücadeleye devam ettim. Ev yemekleri restorantı açtım. Onu da altı yıl sürdürdüm. Daha sonra kuaför işlettim, sekreterlik yaptım. Biliyorum birbiriyle çok alakasız işler ama ayakta durmalıydım ve durdum da. SSK primi ödeyip kendimi emekli ettim. Bu arada iki oğlumu da yetiştirip iş sahibi yaptım. Oğullarım benim en büyük eserim ve gurur kaynağım. Artık onları hayatla yüz yüze bırakma zamanım gelmişti, kendi kanatlaryla uçacaklardı artık. Onların da desteğiyle annemi de yanıma alıp Bodrum’a (Turgutreis) yerleştim. Hayatla mücadeleme buradan devam ediyorum.

A.Y. Sanata olan ilgin ne zaman ve nasıl başladı? Bunun için eğitim aldın mı?
Çocukluğumdan beri resim yapmayı çok seviyorum. Bu içsel bir yetenekti ama bunu değerlendirebileceğim bir ortam yoktu. Sanat. Özellikle resme olan ilgim Çemberlitaş Anadolu lisesi fen bölümünde okumama rağmen hiç azalmadı. Yaptığım resimler ilkokuldan beri okul panolarına asılırdı. Üniversiteyi kazandım ama İstanbul dışında olduğu için gidemedim. Çalışmaya hayatına atıldım. Sonra evlilik, iki evlat, ayrılık ve hayat mücadelesi derken, resim aşkı yarım kaldı. Emekli olduktan sonra İstanbul’un kalabalığından kaçıp Bodrum’a yerleştim. Burada tekrar resim yapmaya başladım. On yıl bitti. On yıldır resim yapmaya çalışıyorum. Çalışıyorum çünkü hala kendim için “tamam oldu” diyemem. Bu sevdanın sonu yok. Hep daha iyisi, daha iyisi olsun diye kendimle savaş halindeyim. Profesyonel bir eğitim almadım, ben resme aşık bir alaylıyım. Benim için çizeceğim görselin bana hitap etmesi gerekiyor. Çektiğim bir fotoğraf, yağmurda yolda biriken su, gün batımı, bir çocuğun gülüşü; yani benim için güzel olan her sey onu resme aktarmamı sağlıyor.
A.Y. Karma sergilerden sonra ilk kişisel sergini açmak nasıl bir duygu?
Z.G. Çok güzel bir duygu. Sergi açmak maalesef bizim ülkemizde çok maliyet isteyen şeyler. Bir emekli olarak böyle bir bütçem yok. Myndos Sanatevi Gümüşlük Çevre Sanat Ve Kültür Derneği’ne desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Şöyle düşünün; büyüttüğünüz bir çocukla gurur duymak gibi yaptığınız resimle.r
A.Y. Resimlerini suluboya ile yapıyorsun. Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum: Neden suluboya? Suluboya ile resim yapmak diğer türlere göre farkı nedir?
Z.G. Evet suluboyayı çok seviyorum. Bu arada akrilik ve karakalem de çalışıyorum. Zaten karakalem bu işin ilk basamağı. Hepsini denedim yağlıboya hariç. Sebebi ise yağlıboyanın kurumasını beklemeniz lazım. Bense yay burcu olarak tez canlıyım. Suluboya benim için başka, sanırım zor olanı seviyorum; hayat gibi. Hayatım da öyleydi, başardım. Suluboya hata kabul etmez ben de artık hayatımda hatalar olsun istemiyorum…
A.Y. Resimlerinde belli bir tema var mı?
Z.G. Resimlerimde belli bir tema yok. Benim için güzel olan bir görüntü ve onu resme dökme isteği. Muhteşem bir gün batımı, yağmurda suya vuran bir görüntü, bir çocuğun gülümsemesi, nazlı nazlı suda giden bir sandal olabiliyor. Bir fotoğrafı veya bir güzelliği gördüğümde i”şte bunu yapmalıyım” diyorum.
A.Y. Gelişen teknoloji ile yapay zeka kullanımı arttı. Yapay zekanın resim sanatına olumsuz etkileri olur mu?
Z.G. Bence var adı üstünde yapay zeka. Bu yöntemle aynı resmi sayısız yapabilirsiniz. Oysa ki fırçayla yapIlan bir resim bir daha asla aynı olmaz. Güzelliği de bu bence. Çünkü, tek,dünyada bir benzeri daha yok.
A.Y. Bir de senin Lösemili çocuklarla haftanın belirli günlerinde resim yaptığını biliyorum. Bu tür sosyal sorumluluk almak isteyenlere neler söylemek istersin?
Z.G. Dört yıldır bu projenin içinde olmak muhteşem. Herkes böyle projelerin icinde olmalı bence. Hem onlar hem de kendiniz için. Birisine bir şeyler katabilmek, onun o anını güzelleştirebilmek hele ki çocukların yüzlerindeki mutluluğu görmek dünyalara bedel benim için.
A.Y. Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?
Z.G. Bence herkes bir seyler karalamalı. Resim aynı zamanda şahane bir terapi yöntemi. Bir de senin gibi güzel kalpli insanların varlığını bilmek çok kıymetli. Teşekkür ederim
A.Y. Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim Zeynepciğim.


