Türkiye’de dijital kuşatım: Organize troll operasyonları ve sansür

Türkiye’de iktidar partisi AKP ve onunla ilişkilendirilen dijital operasyon merkezleri, sosyal medya mecralarını sadece birer iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda siyasi nüfuzun korunup pekiştirildiği birer savaş alanı olarak görmektedir. Siyaset bilimi ve iletişim literatüründe “organize dijital manipülasyon” ya da “devlet destekli trolleme” olarak adlandırılan bu olgu, iktidarın söylemlerini meşrulaştırmak ve muhalif sesleri bastırmak üzere sistematik bir biçimde kurgulanmıştır. Oxford İnternet Enstitüsü (Oxford Internet Institute) başta olmak üzere uluslararası akademik kuruluşların raporları, bu stratejinin organize, hiyerarşik ve finanse edilen bir yapıya sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yapının en temel dinamiklerinden biri, ekonomik kaynakların ve kadrolaşmanın dijital propaganda faaliyetlerine aktarılmasıdır. Kamu kurumları, belediyeler veya iktidara yakın özel şirketler üzerinden sağlanan fonlar ve ayrıcalıklar, sosyal medyada algı yönetimi yapacak ekiplerin kurulmasını ve finanse edilmesini sağlamaktadır. Bilimsel analizler, bu ordularda görev alan kişilerin profesyonel maaşlı çalışanlar, parti gençlik kolları gönüllüleri ve otomatik yazılımlardan (bot hesaplar) oluşan hibrit bir ağ yapısıyla faaliyet gösterdiğini belgelemektedir. Böylece hem niceliksel olarak büyük bir kitle algısı yaratılmakta hem de hedef alınan kişilere karşı eş zamanlı linç kampanyaları organize edilmektedir.
Muhalif hesapların ve sayfaların hedef alınması, bireysel ifade özgürlüğünü doğrudan tehdit eden sistematik bir süreç izlemektedir. Troller, koordineli bir şekilde toplu şikâyet (mass reporting) yöntemini kullanarak eleştirel seslerin hesaplarını askıya aldırmakta veya tamamen kapatmaktadır. Bunun yanı sıra, “botnet” adı verilen otomatik ağlar vasıtasıyla belirli etiketler (hashtag) manipüle edilmekte, gerçek gündemler yapay olarak değiştirilmekte ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimi engellenmektedir. Dijital hak savunuculuğu raporlarında, bu durumun dijital kamusal alanı zehirlediği ve demokratik tartışma kültürünü ortadan kaldırdığı vurgulanmaktadır.
Sadece hesap kapatma operasyonlarıyla yetinilmeyen bu süreçte, karakter suikastı (dijital itibar suikastı) ve hedef gösterme gibi psikolojik harp yöntemleri de yoğun olarak kullanılmaktadır. Araştırmacılar, iktidar politikalarını eleştiren gazetecilerin, akademisyenlerin, sanatçıların ve sıradan vatandaşların hedef tahtasına oturtulduğunu, haklarında asılsız iddiaların ve deepfake gibi manipülatif içeriklerin üretildiğini belirtmektedir. Bu taktiğin temel amacı, sadece hedef alınan kişiyi susturmak değil, aynı zamanda potansiyel diğer muhalifleri korkutarak “otosansür” mekanizmasını devreye sokmaktır.
Türkiye’deki bu dijital ekosistem, geleneksel medyanın büyük oranda iktidar kontrolüne geçmesinin ardından muhalefetin sığındığı son kaleleri de düşürmeyi hedefleyen bütüncül bir stratejinin parçasıdır. Medya teorilerinde “hibrit rejimlerde bilgi kontrolü” olarak incelenen bu durum, otokratik eğilimlerin sadece fiziksel veya hukuki baskılarla sınırlı kalmadığını, internetin ve sosyal ağların da otoriterleşme araçlarına dönüştürüldüğünü göstermektedir. Sosyal medyanın demokratikleştirici potansiyeli, bu tür organize müdahalelerle tersine çevrilmekte ve devlet destekli enformasyon kirliliği yaygınlaştırılmaktadır.
Uluslararası sivil toplum kuruluşları ve akademik veri tabanlarında yer alan analizler, bu operasyonların arkasındaki merkezlerin sahte hesaplar ve prompterlar aracılığıyla toplumda yapay kutuplaşmayı tırmandırdığını kanıtlamaktadır. Yapılan nicel araştırmalar, özellikle kriz dönemlerinde veya seçim süreçlerinde trolleme faaliyetlerinin katlanarak arttığını, böylece toplumsal öfkenin yönlendirildiğini ve gerçek dışı komplo teorilerinin kitlelere doğrudan servis edildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, bireylerin eleştirel düşünme yetisini köreltmekte ve sağlıklı bir siyasi tartışma zeminini imkânsız hale getirmektedir.
Hukuki ve akademik incelemeler, bu gayri meşru dijital faaliyetlerin Türkiye’deki mevcut yasal boşluklardan ve yargıdaki denge-denetleme mekanizmalarının zayıflığından beslendiğini göstermektedir. Muhalif seslerin hukuki kisveler altında para cezaları, hakaret davaları ve erişim engelleriyle susturulmaya çalışıldığı süreç, sosyal medyadaki siber zorbalık ve koordineli saldırı dalgalarıyla eş zamanlı yürütülmektedir. Böylece hem dijital sokakta hem de mahkemelerde muhalefete karşı çok cepheli bir kuşatma uygulanmakta, hukukun üstünlüğü ilkesi dijital propaganda uğruna esnetilmektedir.
Tüm bu sistematik baskılara ve organize manipülasyonlara rağmen, toplumsal dayanışma ağları ve bağımsız doğrulama platformları bu karanlık tabloya karşı direniş göstermektedir. Bilim insanları ve siber güvenlik uzmanları, yapay zekâ tabanlı bot tespit sistemleri geliştirerek bu organize saldırıları deşifre etmekte ve kamuoyunu bilinçlendirmektedir. Halkın dijital okuryazarlığının artması ve manipülasyon tekniklerinin görünür kılınması, iktidarın bu otoriteryen araçlarla elde ettiği başarının etkisini yavaş yavaş azaltan en önemli unsurlar arasında yer almaktadır.
Türkiye’deki iktidarın sosyal medyayı kontrol altında tutmak için kurduğu bu dijital aparat, modern demokrasilerin karşı karşıya olduğu en sinsi ve tehlikeli otoriterleşme biçimlerinden biridir. Bilimsel ve akademik araştırmalar, ifade özgürlüğünün korunmasının sadece sokaklarda değil, aynı zamanda algı yönetiminin ve dijital zorbalığın hüküm sürdüğü bu sanal mecralarda da savunulmasını zorunlu kıldığını göstermektedir. Hakikatin savunulması ve demokratik değerlerin yaşatılması, bu organize dezenformasyon ağlarının ve susturma taktiklerinin her platformda cesaretle ifşa edilmesine bağlıdır.
Kaynakça
Bradshaw, S., & Howard, P. N. (2018). Challenges to Democracy in the Digital Age: Troops, Trolls and Troublemakers. Oxford Internet Institute.
Freedom House. (2024). Freedom on the Net: Türkiye Country Report. Freedom House Publications.
Woolley, S. C., & Howard, P. N. (Eds.). (2019). Computational Propaganda: Political Parties, Politicians, and Automated Systems on Social Media. Oxford University Press.
Reporters Without Borders (RSF). (2023). Türkiye: Digital Censorship and State-Sponsored Propaganda Networks. RSF Annual Report.
TUSİAD & İletişim Araştırmaları Derneği. (2022). Sosyal Medya ve Dezenformasyon: Akademik Bir Yaklaşım. İstanbul.
Kaynak: hun/türk mitoloji tarih face bok sayfasından alıntıdır.


