Welcome to Söz Gazetesi - Söz Tv   Click to listen highlighted text! Welcome to Söz Gazetesi - Söz Tv
Bölge Haberleri

KARBOĞAZI ZAFERİ’NİN 106. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN.

27/28 Mayıs gecesi yok denecek kadar az olan mühimmat ve insan sayısıyla yine yokluğun varlığı yendiği savaştır, Karboğazı Zaferi. Ve bu zafer ne tanık ki çok bilinmesede 5 Ağustos 1920 tarihinde yapılacak Gazi Mustafa Kemal’in bizzat katıldığı Pozantı Kongresi’nin yapılmasının temelini oluşturmuştur. Daha sonrasında Çukurova’nın kurtuluşunun ve Milli Mücadelenin kazanılmasının önemli mihenk taşlarından birisidir aslında…

Fransızlar 2. Kavaklıhan yenilgisinden sonra Pozantı’da muhasara altındaki taburlarını kurtaramayacaklarını anladıklarından tabur komutanı binbaşı Menil’e uçakla bir şişe içinde attıkları bildiride, Türkler’e teslim olmayı ya da Pozantı’dan çıkış yaparak Karageçit üzerinden Tarsus bölgesini geçerek Gözne üzerinden Mersin’e inme konusunda onları serbest bırakmışlar, Mersin’e yaklaştığı takdirde denizden koruma yaparak Mersin’e girmesine yardımcı olacaklarını bildirmişlerdir.

Pozantı’daki kuşatma birliği ile telefon ilişkisi kurulmuş bulunduğundan Karaisalı’daki komutanlık karargahına raporlar verilmekte ve bu raporları Üsteğmen Hasan Fehmi Akıncı Bey komutanlığa sunmakta idi. 26 mayıs 1920 günü rapor verme saati geldiği halde ses çıkmamasından kuşkulanan Hasan Fehmi Bey, Çamalan Jandarma Takım Komutanı Teğmen Hafız Mehmet Tevfik Bey’i telefonla bularak durumu açıklayıp, hemen Pozantı yönüne 2 süvari çıkarıp vaziyeti öğrenmesini istedi.Takım komutanlığından bir süre sonra, yanında telemetre bulunan bir Fransız eri ile döndükleri haberini almıştır. Az sonra da takım komutanı bucak merkezine gelen Kumdere Köyü’nden Kumcu Veli ismindeki kişinin Fransızlar’ın Pozantı’dan çıkış yaptıklarını, rastladıkları kimseleri de yanlarına aldıklarını, şosenin batısındaki sarp arazi üzerinden batıya doğru ilerlediklerini bildirmiştir. Durumu cephe komutanına bildirmesi üzerine Hasan Fehmi Akıncı Bey’e aşağıdaki emir verilmiştir. Jandarma Komutanı Hasan Bey’e:

“Pozantı cephesini yaran düşmanın tevkifi ile imhası maksadıyla tahrik edilen bilumum kuvvanın kumandanlığını deruhte ederek düşmanın Çamalan’dan Tarsus’a doğru ilerlemesine mani olunuz.”

Kilikya Garp Mıntıkası Umum Kumandanı 

Tekelioğlu Sinan

Hasan Fehmi Bey, emri alır almaz Çamalan Takım Komutanı’na mevcut kuvveti ile düşmanla temasa gelmesini, kendisinin kuvvetli bir müfreze ile hareket etmek üzere olduğunu bildirmiş, 44 kişilik müfrezesi için de Çamalan Nahiye Müdürlüğü’nden yiyecek ve yer teminini istemiştir.

Çamalan’a gelen Hasan Fehmi Bey, 27 Mayıs 1920 günü yapacağı harekata hazırlanmak üzere mola vermiştir. Çamalan Jandarma Takım Komutanı Hafız Mehmet Tevfik Bey araziyi iyi bilen Gülekli gönüllülerle harekete geçmiş, Sünedere Gediği mevkiinde düşmanla savaşa tutuşmuştur. Ayrıca düşmanı gerisinden izleyen ve görevli olarak bölgede bulunan Gülekli Kemal Egin komutasındaki jandarma ve Gülekli Jandarma Çavuşu Cevdet, Gülekli Cin Osman, Gülekli Fettah, Gülekli milisler ve Molla Nasuh komutasındaki müfreze de bu savaşa katılmışlardır. Panzin Çukuru’nda karşılaştığı Bucaklı Hasan Ağa’dan (Hasan Dinçer) arazi hakkında bilgi edinen Hasan Fehmi Bey düşmanı geçit vermeyen bu bölgede sıkıştırıp, imha etmek üzere gerekli tertibatı alarak kendi müfrezesinden ayırdığı 12 kişilik bir birliği Bucaklı Hasan Ağa ve Gülekli Cin Osman komutasında geceden pusu kurulacak yere göndermiştir. Bu arada takım komutanından aldığı raporda düşmanın geceyi Karboğazı’nda geçirmeye mecbur edildiğini öğrenince tertibatını ona göre almış, maiyetinden ayırdığı 3 süvariyi takım komutanına göndererek düşmana mümkün olduğu kadar sokulmak ve yanlardan ateş baskını yapmak suretiyle Sünedere’ye kadar elverişli mevzilerden ateşle takip etmeleri emrini vermiştir.

Bu arada Sünedere’de sıkıştırılan Çamalan jandarma takımı ile Gülekli milislerin yoğun ateşi karşısında ağır kayıplara uğrayan düşman öncü birliği bölük komutanının da yaralanması üzerine teslim olmuşlardır. Bölük komutanı dahil 25’i yaralı olmak üzere 2 subay 120 er esir, bir binek hayvanı, makinalı tüfek yüklü 2 katır, 12 hafif makinalı tüfek, 100 mavzer ele geçirilmiştir. Panzin Çukuru’nda olan Hasan Fehmi Bey’in emrine gönderilmişlerdir.

Esirleri bucak müdürüne teslim eden Hasan Fehmi Bey, elde edilen hafif makinalı tüfekleri kullanmasını bilen altı ere vermiş, savaş sahasına hareket etmiştir. Burada daha önce mevzilenen pusudaki erlerin ateş baskınına uğrayan düşman Sünedere Gediği’nde kendisi için çok müsait olacağını sandığı Yılan Ovası’na inmişse de, burada da ateşle karşılaşmış, dağılan düşman birlikleri Teke Yaylası’na doğru çekilmiştir. Buraya tek patikadan giren düşman kuvvetlerinin herhangi bir tarafa yürüyüşe devam edemeyeceği anlaşılmış ve gece de bastırmış olduğundan ateş kesilmiştir.

Akşam üzeri Panzın Çukuru’na koşarak gelen Fettah adındaki er, düşmanın teslim olmak için üniformalı bir komutan istediklerini bildirmesi üzerine, Hasan Fehmi Bey yanında bulunan Fransızca bilen Teğmen Besim Albayoğlu’nu düşman komutanına göndermiş ve teslim koşullarını tesbit etmek üzere Binbaşı Menil’in yanına getirilmesi emrini vermiştir. Binbaşı Menil bunu kabul ederek tercümanı ile Panzin Çukuru’na gelerek 27-28 mayıs 1920 gecesi uzun tartışmalardan sonra belirlenen teslim şartları aşağıdaki şekilde düzenlenerek imzalanmıştır.

1- Esirlerin hayatları ve üzerlerindeki silahtan maada bütün eşyalar emniyet altında bulundurulacaktır.

2- Esirlerin iaşeleri Türk hükümetince sağlanacaktır.

3- Subaylar hakkında milletlerarası hukuka göre muamele yapılacaktır.

4- Esirlerin aileleri ile yapacakları mektuplaşmalar sansüre tabi tutulacaktır.

5- Esirlerin memleketlerinden gönderilecek kolileri muayeneden sonra sahiplerine verilecektir.

6- Hasta ve yaralılar da hastanelerimizde tedavi olacaklardır.

7- Daha önce Belemedik’de esir alınan ve halen oradaki hastanede hemşirelik yapan bayan Menil kendisine teslim olunacaktır.

8- Türk tebaası oldukları halde düşmanla işbirliği yapan Ermeniler hakkında kanunun emrettiği muamele yapılacaktır.

9- Binbaşı Menil’in kılıcı kendisinde bırakılacaktır.

10- Silah ve tesisatın teslimi 5 koldan yapılacak ve teslim muamelesi bittikten sonra tabur eratı gösterilen yerde istirahat edecekler, daha sonra hükümetimizce tayin edilecek kamplara gönderileceklerdir.

Teslim muamelesinden sonra esirlere Gülek halkınca hazırlanan yemek ikram olunmuş, cephe komutanına durum bildirilmiştir.

Bu savaş sonunda ilk esir alınanlarla birlikte bir binbaşı, 3 yüzbaşı, 1 doktor, 5 teğmen, 522 er, 150 yaralı ile top makinalı tüfek, külliyetli silahlar, makinalı tüfek katırları binek hayvanları elde edilmiştir.

27 Mayıs 1920 tarihinde Fransız Komutan Menil’in komutasında modern silahlarla mücehhez Fransız Taburu sayıca çok az ve silah ve cephanesi yetersiz Kuvay-ı Milliye direnişçilerine teslim olmak zorunda kalmıştır.

Fransız Taburu’nun esir alınması, Fransız Devleti’nin işgal ettiği Anadolu’dan çekilmesi ve Ankara Anlaşması’nı imzalaması sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle, Karboğazı Zaferi Kurtuluş Savaşı mücadelesinde çok önemli bir yere sahiptir.

Kilikya Garp Mıntıkası Umum Komundanı Sinan Tekelioğlu, Karboğazı savaşını yöneten Komutan Karaisalı Jandarma Komutanı Üsteğmen Hasan Fehmi Akıncı (Karaafet), Çamalan Jandarma Takım Komutanı Teğmen Hafız Mehmet Tevfik, Teğmen Besim Albayoğlu, Gülekli Kemal, Gülekli Jandarma Çavuşu Cevdet, Eminlik’ten Molla Nasuh Müfrezesi Komutanı Molla Nasuh, Gülekli Cin Osman, Gülekli Fettah, Bucaklı Hasan Ağa Müfrezesi Komutanı Bucaklı Hasan Ağa (Hasan Dinçer), Gülekli Milisler, Karaisalı’ dan gelen Hasan Fehmi Akıncı ( Karaafet )’in oluşturduğu 44 kişilik Karabomba Müfrezesi, Gülekli Hatice, Gülekli Kumcu Veli, Gülekli Molla Mehmet (Erdem), Gülekli Molla İsa (Küpeli) ve adını sayamadığımız savaşa katılan tüm gönüllü vatanseverleri Karboğazı Zaferi’nin 106. yıldönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad mekânları cennet olsun.

Yazar

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Click to listen highlighted text!