Fener Rum Patrikhanesi Jeopolitik bir Sorundur / Hüseyin Vodinalı

Fener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğünün konusu olabileceği çok, jeopolitik ve saklanabilecek bir şeydir.
Patriğin, “Ekümenik” sıfatını kullanmanın sebebinin Türkiye’deki küçük Rum muhalefetinin dini ihtiyaçlarını karşılamadığını ısrarla belirtiyor.
Amaç, kendisinin dünyanın Ortodoksluğunun evrensel lideri, İstanbul’u da yeniden Ortodoks merkezi olarak yaşatmaktır.
Tarih boyunca büyük dini merkezler yalnızca ibadet edilen yerler kesilmiş, aynı zamanda büyütülmüş ve güçler üretilmişlerdir.
Katolik dünyası için Vatikan’ın entelektüel ve ruhani omurgasını oluşturan kurumlar, özellikle Roma’daki papalık üniversiteleri bu işlevi görmüştür.
Sünni İslam dünyasında Kahire’deki El Ezher yalnızca bir eğitim kurumu değil, küresel ölçekte dini otorite üreten bir merkezdir.
Protestan dünyasında Oxford, Cambridge, Heidelberg ve benzeri köklü ilahiyat merkezleri din adamı, akademisyen ve düşünceler üretmiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması da bu nedenle birkaç Rum Ortodoks papazının eğitilmesi meselesi olarak görülemiyor.
Asıl mesele, Patrikhane’nin dünyanın kendi din adamlarını yetiştirebildiği, kendi teolojik doktrinini geliştirebildiği ve uluslararası ağlarını yönetebildiği bir merkeze kavuşmasıdır.
Böyle bir okul, Patrikhane’nin ekümenik iddiasına akademik, kurumsal ve uluslararası bir temel sağlayacak, şüphesiz konsolide olacaktır.
ABD ve Avrupa Birliği’nin Patrikhane’ye sunduğu sürekli güçlü destek de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Fener, özellikle son yıllarda Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks rejimine karşı kullanılan önemli bir jeopolitik araç haline geldi.
Dolayısıyla konu yalnızca dini özgürlükler değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının üzerindeki küresel güç mücadelesidir.
Türkiye’nin tüm kanunlarında, Türk hukukunun tanınmadığı bir sıfatla hareket eden ve Ortodoks dünyanın lideri olup uzun süren bir süre boyunca Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması ile uluslararası meşruiyet belgesi, sadece dini değil, sonuçlar da doğuracaktır.
Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye’deki aşırı baskıyı artırdığı bir dönem Ankara’nın bu konusu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü mülkiyeti altında değerlendirme yaşamsal bir hata olur.
Karşılaştığımız sorun bir kaç din adamın eğitimi değil, İstanbul’un ve Heybeliada’nın gelecekte hangi teolojik ve jeopolitik çerçeve içinde tarif edilmediğidir.
Türk Deniz Kuvvetlerine 19. yüzyıldan bu yana deniz subayı yetiştiren adanın, emperyalizmin sözde ekümenik sıfatlı vasalının indoktirnasyona dönüşmesi tarihinin kolay hazmedileceği bir durum değildir.
Unutmayalım ki, dini kurumlar bazen yalnızca inanç üretmez, aynı zamanda tarih, kimlik, hafıza ve jeopolitik savlar üretir.
Yunan’ın bu konuda sicili kitapları sığmayacak kadar kabarıktır.
Kaynak:
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznetcemgurdeniznetFener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğünün konusu olabileceği çok, jeopolitik ve saklanabilecek bir şeydir. Patriğin, “Ekümenik” sıfatını kullanmanın sebebinin Türkiye’deki küçük Rum muhalefetinin dini ihtiyaçlarını karşılamadığını ısrarla belirtiyor. Amaç, kendisini dünya
Selçuk Erenerol @ selcukerenerolselcukerenerolUyardık, uyarıyoruz! Ruhban Okulu’nun genişlemesi dini değil, siyasi bir siyasettir. Ekümenik ünvanıyla atılacak imzalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal merkezi ve bölünemez bütünlüğüne karşı kafa tutmaktır!



