Cehalete Savaş / Şahiye Say

Okuma-yazma oranının artarak, eğitim düzeyinin yükselmesi bir ülkenin gereksinimi olduğu kadar, bireyin de kendi kendine yetebilmesi için gereklidir.
Geri kalmış ülkelerde insanlar, ekonomik düzeyi yükseltme telaşına düşerken eğitimi ikinci, plana, hatta arka plana iterler. Gelişmiş ülkeler ise teknolojiyle başbaşa, alabildiğine geniş ufaklara yükselir.
Cehalet nedir? Cehalet elde edemediği şeylere sürekli karşı çıkmakla, başlar.
Yeniliklere karşıdır.
En başta okumaya, değişmeye karşıdır.
Beraberinde kötülükleri, kıskançlığı, ihaneti, dedikoduyu, hile, yalan, dolanı getirir.
Cahillik bencilliği, sevgisizliği beraberinde taşır.
Heran uyanabilecek, zararlı, saldırgan duygular vardır.
Ne zaman ortaya çıkacağı kestirilemez.
Cehalette hoşgörü yoktur. Sadece yargılama ve kıstaslık vardır.
O halde cehalet hoşgörüsüzlüktür. Eskiye sımsıkı bağlı kalma, yeniliği kabul edememedir.
Cehaletin getirdiği en kötü duygu bencilliktir. Kendinden başkasını düşünememektir. Bu konumda olan kişi yalnızca maddi durumunu düzeltmeyi düşünür. Cehalette “Çoluk çocuğum vardır. Toplum beni ilgilendirmez” anlayışı hakimdir.
Cehaleti çözümleyecek unsurlar; Eğitim, çevre ilişkileri unsurlarıdır. İnsanlar topluma yarar getirmek istiyorsa bencilliği bir kenara bırakıp topluma insanlığın gelişmesine katkıda bulunmalıdır.
Cahildir, boşver deyip geçme; Çağı, insanları tehdit eden en büyük silahtır şu anda cehalet. Kapıları hala tıklatıyor. Gürültüleri, bombardımanları hala dinmiş değil…
Hoşgörüsüzlüğe hoşgörüyle, düşmanlığa sevgiyle yaklaşarak cehaletin ayaklarını koparmak için savaş verilmelidir. Cehalet;
Birgün bir addır gülüp geçtiğimiz, birgün sinsi sinsi benliğimizi kemiren bir düşüncedir. Bir günde ocağımızı söndüren patlamaya hazır bir silah, birgünde yaşama acı katan bir eylemdir.
O halde eğitime, okumaya, yeniliğe, gelişmeğe karşı olan tüm seslere karşı çıkalım. Dört duvar arasında kalınki gelecek nesillere hiçbir çekirdeği taşımasın.



