Ermenistan seçimleri: Türkiye ile ilişkileri ve bölgeyi nasıl etkileyebilir?

Ermenistan, 7 Haziran’da yalnızca yeni parlamentosunu değil, Karabağ sonrası dış politika yönünü de oylayacak. Paşinyan’ın kazanması beklenirken, seçim Türkiye ve Azerbaycan’la normalleşme ile Rusya’ya bağımlılığı azaltma çizgisi açısından kritik görülüyor.
Ermenistan, parlamento seçimi için 7 Haziran Pazar günü sandığa gitmeye hazırlanıyor. Başbakan Nikol Paşinyan’ın 2018’de iktidara gelmesinden bu yana üçüncü kez düzenlecek genel seçimde 17 siyasi parti ve iki ittifak yarışacak.
Anketlerde Başbakan Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi ilk sırada yer alırken, 7 Haziran seçimleri, Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaşarak Batı ile ilişkilerini derinleştirme açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.
Aynı zamanda barış diplomasisi yürüten ve Türkiye ile ilişkilerde normalleşmeden yana olan Başbakan Paşinyan’ın seçimi kazanması muhtemel görünüyor.
Ancak buna rağmen Paşinyan’ın hareket kabiliyetini genişletmesi için gerekli olan parlamentoda 3’de 2 çoğunluğu sağlaması muhtemel görünmüyor.
Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi, mevcut 107 sandalyeli parlamentoda 69 milletvekiliyle çoğunluğu elinde bulunduruyor.
Ancak Ermenistan’da anayasal değişiklikler ve bazı kritik kararlar için gereken üçte iki çoğunluk en az 72 sandalyeye denk geliyor. Bu nedenle Paşinyan’ın seçimi kazanması beklenirken, parlamentodaki hareket alanını genişletecek üçte iki çoğunluğu sağlaması daha zor görünüyor.
Uzmanlara göre Nikol Paşinyan’ın seçimi kazanması güçlü bir olasılık ancak bu sonuç, Ermenistan’ın dış politika yönelimine dair tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmayacak.
Paşinyan’ın çizgisi “Batı mı Rusya mı?” ikilemine indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu ifade eden uzmanlar, Erivan’ın Rusya’dan kopmak yerine güvenlik ortaklarını çeşitlendiren ve Türkiye ile Azerbaycan’la normalleşmeyi de içeren pragmatik bir hat izlediği değerlendirmesini yapıyor.
Kimler yarışıyor?
Seçimde Başbakan Nikol Paşinyan’ın karşısında, 2018’deki Kadife Devrim sonrası iktidardan uzaklaşan eski siyasi aktörler ve Rusya’ya yakınlığıyla bilinen isimler yer alıyor.
Öne çıkan rakiplerden biri, “Güçlü Ermenistan” ittifakının lideri Rus-Ermeni milyarder Samvel Karapetyan. Ev hapsindeki Karapetyan, hükümeti devirmeye teşebbüs ve mali suçlamalarla yargılanırken, suçlamaların siyasi olduğunu savunuyor.
Yarışın diğer dikkat çeken ismi ise eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan. “Hayastan” ittifakına liderlik eden Koçaryan, seçimleri ülke için “varoluş meselesi” olarak tanımlıyor ve Rusya ile ilişkileri güçlendirmeyi savunuyor.
Gagik Tsarukyan liderliğindeki “Müreffeh Ermenistan” ise Azerbaycan ile barış, dengeli dış politika ve ekonomik büyüme vaatleriyle seçime giriyor.
Anketler ne diyor?
Seçim öncesi yayımlanan son anketler, Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi’nin yarışı açık farkla önde götürdüğüne işaret ediyor. Breavis tarafından 5-11 Mayıs tarihleri arasında 1.551 kişiyle yapılan ankete göre, kararsızlar dışarıda bırakıldığında Sivil Sözleşme Partisi’nin oy oranı yüzde 65’e ulaşıyor.
Anket, Paşinyan’ın parçalı muhalefet karşısında rahat bir üstünlük sağladığını gösteriyor. En yakın rakip olarak görülen muhalefet bloklarının desteği ise çift haneli seviyelerde kalsa da Paşinyan’ın partisinin oldukça gerisinde bulunuyor.
Bu tablo, Paşinyan’ın seçimden birinci parti olarak çıkma ihtimalini güçlendirirken, asıl soru parlamentoda ne kadar geniş bir çoğunluk elde edeceği olacak.
Mevcut 107 sandalyeli parlamentoda 69 milletvekili bulunan Sivil Sözleşme Partisi’nin, anayasal değişiklikler açısından kritik olan üçte iki çoğunluğa ulaşıp ulaşamayacağı seçim sonrası denklemin en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor.
Paşinyan’ın pragmatik çizgisi
Ermenistan’daki siyasi tablo ve bunun Türkiye ile bölge ülkeler üzerindeki olası yansımalarına dair Hrant Dink Vakfı’nda çarşamba günü tertip edilen toplantıda konuşan azınlık hakları odaklı Agos gazetesi yazarı Ari Demircioğlu ile Güney Kafkasya çerçevesinde çalışmalar yapan Uluslararası Kriz Grubu Türkiye-Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel de Paşinyan’ın yüksek ihtimalle seçimi kazanacağı görüşünde.
Ermenistan seçimleri, ülkenin Karabağ sonrası dış politika yönelimi açısından da kritik bir sınav olarak görülüyor. Bölge ülkeleri ile olan normalleşme, ABD ile Zengezur Koridoru olarak bilinen “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası – TRIPP” anlaşması, çatışma değil diplomasi önceliği, Paşinyan’ın pragmatik bir çizgi ortaya koyduğunu gösteriyor.
Başbakan Nikol Paşinyan, Karabağ’ın kaybını fiilen kabul eden, Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşmeyi önceleyen ve Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığını azaltmayı hedefleyen bir çizgi izledi. Bu adımların bir kısmı ülkede tartışmalı olsa da Paşinyan, siyasi desteğini büyük ölçüde korumayı başardı.
Seçim, bazı çevreler tarafından Paşinyan’ın barış ve normalleşme gündemine yönelik bir referandum olarak değerlendiriliyor. Ancak Ermenistan’daki tablonun “Batı mı Rusya mı?” ikilemine indirgeniyor gibi görünsede bu seçimde bölgesel güvenlik daha fazla ön plana çıkıyor.
Paşinyan yönetimi, Rusya ile bağları tamamen koparmaktan ya da NATO ve Avrupa Birliği üyeliğini yakın vadeli bir hedef olarak sunmaktan kaçınıyor. Bunun yerine Erivan, güvenlik ortaklarını çeşitlendirmeye dayalı daha pragmatik bir dış politika hattı izliyor.
Uluslararası Kriz Grubu Türkiye-Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel’e göre, Paşinyan’ın seçimi kazanması güçlü bir olasılık olarak görülse de seçim günü Ermenistan’ın dış politika yönelimi açısından tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmayacak.
Göksel, “Ermeni halkı Rusya ile Batı arasında seçim yapıyor” yorumunun indirgemeci olduğunu belirterek, Paşinyan’ın çizgisinin eski Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin Batı yanlısı kopuş politikasından farklı olduğunu vurguladı.
Göksel, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Güney Kafkasya’daki kapasitesinin sınırlanmasının, Avrupa ve ABD’nin Ermenistan’daki görünürlüğünü artırdığını söyledi.
Ancak Paşinyan’ın temel yaklaşımının Rusya’ya karşı keskin bir kopuştan çok “360 derece güvenlik politikası” olduğunu belirten Göksel, bu çerçevede Hindistan, İran, Avrupa, ABD, Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerin aynı anda çeşitlendirilmeye çalışıldığını ifade etti.
Türkiye ile yakın dönem ilişkisi
Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişki, otuz yılı aşkın süredir kapalı bir sınırın gölgesinde ilerliyor.
İki ülke arasında diplomatik ilişki bulunmazken, kara sınırı 1993’ten bu yana kapalı.
Ankara ile Erivan arasındaki mesafeyi uzun yıllar koruyan başlıkların başında 1915 olaylarına ilişkin tarihsel ve siyasi anlaşmazlık geliyor.
Ermenistan ve Ermeni diasporası, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilerin maruz kaldığı tehcir ve kitlesel ölümleri “soykırım” olarak tanımlarken, Türkiye bu nitelendirmeyi reddediyor.
Türkiye’nin Azerbaycan’la yakın ittifakı ve Karabağ meselesi de iki ülke arasındaki normalleşme girişimlerini uzun süre sınırlayan temel faktörler arasında yer aldı. Ancak 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Güney Kafkasya’da dengeler değişirken, iki başkent arasında temkinli de olsa yeni bir normalleşme zemini oluştu.
Bu zeminin ilk görünür adımlarından biri, 2022’de Pegasus ve Ermenistan merkezli FlyOne Armenia’nın İstanbul-Erivan hattında karşılıklı uçuşlara başlaması oldu.
İki ülke arasında yeniden kurulan doğrudan hava bağlantısı, siyasi ilişkilerin henüz sınırlı olduğu bir dönemde sembolik bir kapı araladı. Türk Hava Yolları’nın 11 Mart 2026’da aynı hatta seferlere başlaması ise bu süreci daha görünür ve kurumsal bir aşamaya taşıdı.
Kaynak: euronews



