35. Yılda dostlarla yeni ufuklara… / Reha Ören

Zaman imbiğinden süzerken maziyi bazen siyah beyaz, bazen de renkli film şeritleri halinde hafızanızı zorluyor.
10 Mart 1992 Söz Gazetesi’nin yanına başlama tarihi.
Ne günler atlattık. Ne badireleri dostlarla birlikte omuz omuza aştık.
Kolay değil 35 yıl.
Binlerce insanla karşılaştık.
Bize yar olanları alkışladık, ağyarı hep birlikte kargışladık.
Dahili ve harici bedhahların ihanetine ve gadrine uğradık.
Dışarıdan gelen düşmanı bertaraf etmek kolaydı. Bizi asıl yanıltan içeriden gelen ihanet mesabesindeki tutum ve davranışlardı.
Dostane yaklaşımların ardındaki hain ve sinsi emelleri fark etmek hayli zamanımızı aldı.
Dostluk teraneleri ardında adeta suikast timi gibi çalışanlar mı olmadı?
İçeriden gibi görünüp dışarıya bilgi aktaranlar mı?
Kurt asla kuzu postu giymez.
Kuzu postu giymek çakalların işidir.
Kurdun dostluğu da düşmanlığı da alenidir. Kahpelik bilmez.
Hasılı kelam ihaneti de gördük melaneti de…
Olan oldu, kalan maziye mal oldu.
35 yılda bırakın art niyeti ve ihaneti, kem düşünceyi bile akıllarının ucundan geçirmeyen dostlarla birlikte aştık, yarım asra dayanan zaman merdivenlerinin basamaklarını.
Ne yapacaktık?
Öyle lüks salonlarda para kazanmak için gece tertiplemeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik. 35 yılda hepi topu birkaç gece tertipledik. Onun da bedelini kendi bütçemizden ödedik.

2008 yılında Seyhan Oteli’nde Sabah 09.00 da E. Hv. Ütğm. Güngör Türkeli, (Avrasya Stratejik Araştırma merkezi İran masası sorumlusu Arif Keskin, Söz Yayıncılık Avrupa Temsilcisi Dr. Levent Seçer, Sümerolog Muazzez İlmi Çığ ve Doç. Dr. Ahmet Mahmut Kılıç kendi alanlarında konferanslar verdiler.
“Gaflet, dalalet ve hıyanet kıskacındaki Türkiye” ise konferanslar dizisinin ana başlığını oluşturmuştu.
Saat 19.00’da başlayan akşam yemeği ile de yaklaşık 200 can bir araya gelmiştik.
Bu, o zamanlardı. Konferanslı yaş gününü kaç gazete düzenlemiştir? Bilmiyorum.
Geçelim.

Bu olayların oluşmasında katkılarını sunan ve 35 yıldan beri “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz” düşüncesiyle hareket eden, iki elin parmaklarının sayısı geçmeyen dostlarla birlikte yayın hayatımızı kutladık. Adana Hadırlı Restoranda buluştuğumuz mütevazı yemekte
Marifet mutlak iltifata tabii olacaktı. Dostlarımıza sunduğumuz şükran plaketi elbet dostluğun bedeli olamazdı. 35 yılın anısını yad edebilmek amacıyla sunduk. Kabul buyurdular ne mutlu bize.
Davete icabet edemeyen de oldu.
Gelmedi ya da maruzatından dolayı gelemedi.
Dostlarla omuz omuza yeni ufuklara…
1992 yılında yayın hayatına başlayan Söz Gazetesi ve Söz Yayıncılık’ın Adana’da kuruluş amacı Müdafa-i Hukuk ruhu ve Kuvva-ı Milliye mantığıyla Anadolu’da yakılan bir çoban Ateşi olmasıydı.
Kırmızı çizgilerimiz vardı. İdeallerimiz vardı. “35 yıldan sonra neden bu kadar az kişi?” Sorusunun cevabı ise Söz’ün ruhunu kavrayabilen çekirdek kadronun oluşumudur.
Mevkute neşretmek kolaydır. Lakin bakılacak değil, okunacak gazeteyi çıkarmak kolay iş değildir.
Bir davayı omuzlayıp göğüslemek ise adı her ne kadar insan da olsa her yaratığın işi değildir.
İşte o yüzdendir ki çekirdek kadromuzun sayısı iki elin parmakları kadardır.
Bu kadar inanmış insan ve 35 yıllık mücadele …
Sivrisinek ve davul meselinde olduğu gibi idrak edebilene!
Söz, yukarıda belirttiğim ana hatlar çerçevesinde kademeli olarak Çukurova’dan yurt geneline yelken açmak üzere…
Bizi bu günlere getiren yazarlarımıza, konuk yazarlarımıza sonsuz teşekkürlerle.
Müdafa-ı Hukuk ve Kuvva-ı Milliye ruhuyla yeni mücadelelerde buluşmak üzere hep birlikte Söz Yayıncılık yazı ailesiyle …
Reha Ören



